Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
2014'te Manisa Soma’da 301 madencinin can verdiği maden faciası, Bolu Kartalkaya’daki 78 kişinin yaşamını yitirdiği otel yangını ve Sakarya Hendek'te Oba Makarna fabrikasında 5 işçinin yaşamını yitirdiği patlama... Üç farklı şehir, üç farklı trajedi ama aynı ortak nokta: “Denetlendi” denilen yerlerde insanlar can verdi.
Denetim raporları raflarda kalırken, kamu görevlileri hesap vermedi. Buna karşın yıllar önce görev yapmış iş güvenliği uzmanları ağır cezalarla yargılanıyor. İSG Haber İmtiyaz Sahibi Muhammed Fatih Tüten, bu yazısında Türkiye’nin iş güvenliği ve adalet sisteminde giderek derinleşen çifte standardı sorguluyor.
13 Mayıs 2014 günü Manisa Soma’da meydana gelen maden faciası, Türkiye tarihinin en büyük iş cinayetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 301 madenci yerin yedi kat altında hayatını kaybetti. Acının büyüklüğünü tarif etmek imkânsız ama bir soru hâlâ yanıtını bulamadı:
Bu maden iki ay önce denetlenmişti, peki nasıl oldu da 301 kişi öldü?
Dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kazanın ardından yaptığı açıklamada, “Bu maden iki yılda 16 kez denetlendi” demişti. Ayrıca Türkiye Gazetesi’nin arşiv haberine göre, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. ocağı kazadan yalnızca iki ay önce denetlenmişti. Sözcü gazetesi ise madenin 2014 yılında 13, 14, 17 ve 18 Mart tarihlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetlendiğini aktarıyor.
Yani devletin denetim zinciri, kazadan sadece iki ay önce madenin içinde bulunmuştu. Raporlar tutuldu, imzalar atıldı. Ama iki ay sonra 301 can yandı.
Ve garip olan şu: Hiçbir kamu görevlisi ceza almadı. Denetimi yapan, onay veren, göz yuman kimseye adli sorumluluk yüklenmedi. Sorumluluk yalnızca birkaç işletme yöneticisiyle sınırlı kaldı.
Yıl 2025. Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Oteli’nde çıkan yangında 78 kişi hayatını kaybetti. Yangın sonrası başlatılan davada dikkat çeken bir gelişme yaşandı: Yangından dört yıl önce görev yapmış bir iş güvenliği uzmanı hakkında 21 yıla kadar hapis cezası istendi.
Evet, yanlış duymadınız. Yangın anında orada bile olmayan, yalnızca geçmişte risk analizi yapmış bir uzman, onlarca yıl hapisle yargılanıyor. Oysa Soma’da 301 kişinin öldüğü maden, devletin gözünün önündeydi. Üstelik iki ay önce denetlenmişti. Ama hiçbir kamu görevlisi yargı önüne çıkmadı. Bu mu adalet?
Benzer bir tablo, 2024 yılında Sakarya’daki Oba Makarnacılık A.Ş. fabrikasında yaşanan patlamada da karşımıza çıktı. 15 Eylül 2024’te meydana gelen patlamada en az 5 işçi hayatını kaybetti. Fabrika müdürü, savunmasında çarpıcı bir bilgi paylaştı: “Olaydan bir ay önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetime gelmişti. Denetim sırasında bazı eksiklikler tespit edildi, biz bu eksiklikleri giderdik”.
Yani bu kez de denetim yapılmış, eksikler görülmüş, rapor tutulmuştu. Ama bir ay sonra aynı fabrikada ölümcül bir patlama yaşandı. Bir kez daha, “denetlendi” denilen yerde insanlar öldü. Bir kez daha sistem sorgulanmadı.
Soma davası bize şunu gösterdi: Bu ülkede kamu görevlisinin hatası “kader” sayılıyor, fakat özel sektörde çalışan bir uzmanın hatası “suç” olarak görülüyor.
Üstelik, yönetmeliklerde görevi açıkça işverene rehberlik ve danışmanlık olarak ifade edilen iş güvenliği uzmanları, bu tür kazalarda varsayımsal birer 'denetmen' gibi muamele görerek hemen ilk tutuklanan ve ceza alan kişiler olurken, denetlediği yerlerde kaza olan kamu görevlileri ya beraat etmekte ya da göstermelik cezalarla kurtulmaktadır.
Bu çifte standart yalnızca iş güvenliği sisteminde değil, adalet anlayışımızın vicdan terazisinde de büyük bir çöküşü simgeliyor. Bir yanda kamu görevlilerinin sorumluluğu örtülüyor, diğer yanda sıradan emekçiler günah keçisi ilan ediliyor.
Eğer Soma’da denetim yapanlar hesap verseydi, belki bugün Kartalkaya’daki otel yangını hiç yaşanmazdı. Belki Oba Makarna’daki patlamada beş işçi ölmezdi.
Ama olmadı. Yine “denetlendi” denilen yerlerde ölüm kol gezmeye devam ediyor. Çünkü sorun sistemde. Çünkü hesap verilmeyen her hata tekrar ediyor.
Bir ülkede adaletin terazisi güçlüden yana eğildikçe,
madencinin, otel işçisinin, uzmanın emeği de, canı da değersizleşir.
Soma’da denetim raporları raflarda kaldı;
Kartalkaya’da adaletin sopası en zayıfa indi;
Oba Makarnası’nda ise “denetlendi” denilen bir fabrika alev aldı.
İşte bu yüzden soruyoruz:
Kamu görevlisinin hatası neden dokunulmaz,
uzmanın hatası neden ölümcül bir suç?
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir