Ankara'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti 20 işçi yaralandı
12:362025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği (İSG) dünyası için 2018 yılından bu yana süregelen o derin sessizliğe bizzat tanıklık edenlerden biri olarak, nihayet bu sessizliğin bozulduğuna şahitlik ettik.
8 yıl aradan sonra düzenlenen 10. Ulusal İSG Kongresi’ndeydim. Sektörün tüm paydaşlarını yeniden bir arada görmek, kuşkusuz gecikmiş ama çok kıymetli bir adımdı. Ancak kongre koridorlarında dolaşırken akademik kazanımların yanı sıra sistemin tıkanan “iletişim” damarlarını da bir kez daha yerinde gözlemleme fırsatım oldu.

Kongre alanına girdiğimde; öncü firmalardan eğitim kurumlarına, OSGB’lerden KKD üreticilerine kadar tüm paydaşların nasıl bir “ortak akıl” özlemi içinde olduğunu hissettim.
Özellikle kişisel koruyucu donanım (KKD) sektöründeki inovatif gelişmeleri ve teknolojik dönüşümü yerinde incelemek, güvenliğin sadece kurallarla değil, inovasyonla nasıl yükseleceğini bir kez daha gösterdi. Bu yönüyle organizasyon, sektörün gelişimi açısından hepimiz için önemli bir motivasyon kaynağı oldu.
İzlenimlerimin en önemli başlıklarından biri de kuşkusuz TİSK (Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu) faktörüydü.
TİSK, sadece bu kongrenin düzenleyicilerinden biri değil, Türkiye’de İSG kültürünü bir “iş yapış biçimi” haline getiren en güçlü aktörlerden biri olduğunu bir kez daha gösterdi.
Şunu açıkça ifade etmeliyim:
TİSK gibi vizyoner ve taşın altına elini koyan kuruluşların desteği olmasaydı, bu çapta kapsayıcı bir etkinliğin gerçekleşmesi mümkün olmazdı.
İşveren temsilcisi kimliğiyle İSG alanına sundukları bu zemin, sektörün geleceği açısından hayati önem taşımaktadır.
Kongre süresince en dikkat çekici gözlemlerimden biri de medya yaklaşımı oldu.
Maalesef ana akım medya ve bazı kurumsal yayın organları büyük ölçüde yalnızca protokol konuşmalarına odaklandı. Sayın Bakan’ın konuşmaları geniş şekilde yer bulurken;
Oysa iş sağlığı ve güvenliği alanında güvenlik kültürünün gelişebilmesi için medya araçlarının çok daha etkin kullanılması gerekiyor.
Çünkü:
👉 görünmeyen riskler konuşulmaz,
👉 konuşulmayan sorunlar ise çözülemez.
Biz İSG Haber olarak kongreyi yalnızca resmi bir protokol organizasyonu olarak görmedik.
Kongre boyunca:
Çünkü bizce gerçek İSG haberciliği;
👉 sadece kürsüyü değil,
👉 sahayı da göstermektir.
Kongrenin en düşündürücü yanlarından biri ise sektörün en önemli icra makamı olan İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü’nün iletişim yaklaşımıydı.
Mikrofon uzattığımız bazı yetkililer, kurum içi uygulamalar gereği değerlendirme yapamayacaklarını, yetkinin yalnızca Genel Müdürlük makamında olduğunu ifade etti. Bunun üzerine geçmiş kongrelerde olduğu gibi değerlendirme almak amacıyla Genel Müdürlük makamına doğrudan ulaşmaya çalıştık. Ancak tüm aramalarımıza ve mesajlarımıza rağmen, nezaketen olumlu ya da olumsuz bir geri dönüş dahi alamadık.
İletişim konusunda sergilenen bu çekingen yaklaşım, aslında sahadaki binlerce profesyonelin sesiyle yönetim arasındaki mesafenin de bir göstergesidir.
Bakınız, burada dikkat çekici olan nokta şudur:
Kendi kurumlarımızdan geri dönüş beklerken, aynı gün Almanya Çalışma Bakanı Bärbel Bas tarafından Ankara’da bir görüşmeye davet edildik.
Sayın Bakan ile son derece samimi, açık iletişime dayalı bir ortamda çalışma hayatı, medya ve İSG kültürü üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunduk. Hatta Alman Büyükelçiliği heyeti de bizleri ziyaret ederek fikir alışverişinde bulundu. Uluslararası platformlarda gördüğümüz bu iletişim yaklaşımını, kendi kurumlarımızda yeterince görememek ise düşündürücüydü.
Ülkemizde hiçbir kurumdan destek almadan, tamamen kendi imkânlarıyla üretmeye çalışan yurdum insanlarının çoğu zaman yurt dışında daha fazla değer görmesi, üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir gerçektir.
Modern kamu yönetimi anlayışı;
👉 sektörle kesintisiz iletişim kurmayı,
👉 sivil toplumu paydaş kabul etmeyi,
👉 sahadan gelen geri bildirimleri dikkate almayı
zorunlu kılar.
İSG gibi teknik ve dinamik bir alanda iletişim kapılarını kapatmak, yönetimsel verimliliği de zayıflatır.
Çünkü makamların gerçek gücü;
👉 kapalı kapılar ardındaki prosedürlerden değil,
👉 sahayla kurulan güçlü bağdan beslenir.
Bu kongrenin 8 yıl boyunca yapılamamış olması tesadüf değildi.
Bu durum;
bir sonucuydu.
Bizler yıllardır bu sorunları dile getirirken, bugün hâlâ sağlıklı iletişim mekanizmalarının kurulamıyor olması, eleştirilerimizin ne kadar yerinde olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Tüm bu eleştirilere rağmen;
Yıllardır düzenlenmeyen bu kongrenin yeniden hayata geçirilmesi için irade ortaya koyan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız Sayın Prof. Dr. Vedat Işıkhan’a şahsım ve sektörümüz adına teşekkür ediyorum.
Ayrıca organizasyonun mutfağında büyük emek veren;
şükranlarımı sunuyorum.
8 yıl aradan sonra bu platformun yeniden oluşması hepimiz için önemli bir kazanımdır.
Ancak artık Türkiye’nin;
👉 sahadaki uzmanı dinleyen,
👉 sivil toplumu paydaş kabul eden,
👉 iletişim kanallarını açık tutan,
👉 ortak aklı önceleyen
yeni bir yönetim vizyonuna ihtiyacı vardır.
Bu kongreyi gerçek bir dönüşümün başlangıcına çevirmek ise hepimizin ortak sorumluluğudur.
M. Fatih TÜTEN
İmtiyaz Sahibi – isghaber.com.tr
TİGEP Genel Başkanı
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir