x


x
x
BİR VİNÇ DEVRİLDİ, BİR İŞ GÜVENLİĞİ UZMANININ HAYATI DEĞİŞTİ

Şah Şeyhmus Ektirici
İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu Genel Başkan Vekili

 

30 Aralık 2022 tarihinde meydana gelen bir vinç kazası, yıllar sonra iş sağlığı ve güvenliği camiasında yeniden tartışılmaya başlandı.

Kırmızı Baret Platformu tarafından kamuoyuyla paylaşılan bilgilere göre, kazayla ilgili yargılanan iş güvenliği uzmanı Fikret A. hakkında 12 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildi ve tutuklama kararı verildi.

Bir insanın hayatından söz ediyoruz. Ailesinden, mesleğinden, geleceğinden ve özgürlüğünden…

Ortada bir mahkeme kararı var. Yargı kararlarına saygı duymak hukuk devletinin gereğidir. Ancak yargısal süreçlere saygı duymak, iş güvenliği uzmanlarının sorumluluklarının nerede başlayıp nerede bittiğini tartışmamıza engel değildir.

Asıl üzerinde durmak istediğim mesele de budur.

Türkiye’de iş kazalarının ardından iş güvenliği uzmanlarının hukuki sorumlulukları sık sık gündeme geliyor. Oysa iş sağlığı ve güvenliği, görevleri birbirinden farklı birçok kişinin sorumluluk üstlendiği bir çalışma alanıdır.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi, çalışanların sağlık ve güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğünü işverene vermektedir.

Aynı Kanun’un 8. maddesi ise iş güvenliği uzmanının, belirlediği eksiklikleri ve alınması gereken tedbirleri işverene yazılı olarak bildirmesini öngörmektedir. Hayati tehlike taşıyan ve giderilmeyen bazı durumlarda yetkili makama bildirim yükümlülüğü de bulunmaktadır.

Kanun, uzmanı sorumluluktan bütünüyle muaf tutmamaktadır. Görevini ihmal eden iş güvenliği uzmanının hukuki ve cezai sorumluluğu doğabilir. Ancak bunun somut olayın koşulları içinde değerlendirilmesi gerekir.

Bir vinç neden devrilir?

Zemin koşulları, ekipmanın teknik durumu, bakım ve kontroller, yükün özellikleri, operatörün uygulamaları, çalışma organizasyonu ve alınan güvenlik tedbirleri böyle bir kazanın incelenmesinde karşılaşılabilecek hususlardır.

Bu unsurların her birinin kim tarafından yönetildiği, hangi tedbirlerin alınması gerektiği ve kazayla bağlantısı ayrı ayrı araştırılmalıdır.

Kırmızı Baret Platformunun açıklamasında, söz konusu dosyada uzmanının kusuruna ilişkin farklı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporları bulunduğu ileri sürülüyor.

Bu açıklama, mesleğimiz açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir soruyu gündeme getiriyor:

Bilirkişi raporları arasında farklı değerlendirmeler varsa bu farklılıkların gerekçeleri, teknik bulgular ve tarafların itirazları yeterince açıklığa kavuşturulmuş mudur?

Dosyanın tamamını ve gerekçeli kararı incelemeden bu soruya kesin bir yanıt vermemiz mümkün değil.

Fakat hukukun temel beklentisi bellidir: Sorumluluk kişiye özgü olmalı, kusur somut davranışlarla ilişkilendirilmeli ve ceza sorumluluğu hukuken gerekli unsurlara dayanmalıdır.

İş güvenliği uzmanı, işyerinde karşılaştığı tehlikeleri belirleyen, önlem öneren ve mevzuatın kendisine yüklediği görevleri yerine getirmekle yükümlü bir meslek mensubudur. İşyerindeki bütün teknik kararların, ekipman kullanımının ve işverenin yönetim yetkisinin kendiliğinden sahibi değildir.

Bu ayrımın doğru yapılması son derece önemlidir.

Bir başka hususu da unutmamalıyız: İş kazalarında hayatını kaybeden veya yaralanan çalışanların ve yakınlarının adalet arayışı, tartışmanın merkezinde kalmalıdır. Hiçbir meslek grubunun korunması adına kazazedelerin hakları görmezden gelinemez.

Bizim talebimiz herhangi bir kişinin peşinen sorumsuz kabul edilmesi değildir.

Talebimiz, herkesin kendi görevleri, yetkileri, ihmalleri ve kazanın meydana gelmesindeki olası etkisi ölçüsünde değerlendirilmesidir.

Yargılama süreci devam ediyorsa kanuni başvuru yollarında yapılacak incelemeler, ortaya konulan itirazların değerlendirilmesi bakımından ayrıca önemlidir. Bu süreçlerin sonucuna ilişkin önceden hüküm vermek doğru olmaz.

Yıllarını iş sağlığı ve güvenliği alanına vermiş bir meslek insanı olarak şunu söylemek isterim:

İş güvenliği uzmanlarının mesleklerini korkuyla değil, mesleki bağımsızlık ve sorumluluk bilinciyle yerine getirebildiği bir çalışma düzenine ihtiyacımız var.

Uzmanın görevini ihmal ettiği yerde elbette hesap sorulmalıdır. Görevini yerine getirdiği yerde ise hangi gerekçeyle sorumlu tutulduğunun açıkça anlaşılabilmesi gerekir.

Adalet arayışı, kimsenin peşinen suçlu ya da kusursuz ilan edilmesini gerektirmez. Adalet, her insanın sorumluluğunun delillerle ve hukuk kurallarıyla belirlenmesini gerektirir.

Bir vinç kazasının ardından sorulması gereken soru yalnızca kimin cezalandırılacağı değildir.

Asıl sorulması gereken, kazaya hangi eksikliklerin yol açtığı, bu eksikliklerden kimlerin hangi ölçüde sorumlu olduğu ve benzer kazaların nasıl önlenebileceğidir.

Çünkü iş sağlığı ve güvenliğinin gerçek amacı, kazadan sonra sorumlu aramaktan önce, kazanın hiç yaşanmamasını sağlamaktır.

Şah Şeyhmus Ektirici
İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !