Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
Çalışan refahı, dijital dönüşüm ve iklim riskleri ekseninde şekillenen yeni İSG anlayışı kurumların sürdürülebilirlik stratejilerinin merkezine yerleşiyor.
Kurumsal performansın yalnızca finansal sonuçlarla ölçüldüğü dönem geride kalırken, çalışan sağlığı ve güvenliği (İSG) alanında “sürdürülebilirlik temelli” yeni bir yaklaşım dikkat çekiyor. İSG Haber yazarlarından Şah Şeyhmus Ektirici, günümüz işletmelerinin çevresel ve ekonomik risklerin yanı sıra güçlü sosyal etkileri olan sorunlarla karşı karşıya olduğuna vurgu yaparak, çalışan refahının şirket başarısının temel bileşenlerinden biri haline geldiğini belirtiyor.
İş sağlığı ve güvenliği alanında sürdürülebilirlik tartışmaları giderek güç kazanırken, Şeyhmus Ektirici bu konuda kapsamlı bir değerlendirme kaleme aldı. İşte Ektirici'nin kaleme aldığı yazı:
İşletmeler bugün yalnızca finansal ve çevresel risklerle değil, aynı zamanda güçlü sosyal boyutları olan sorunlarla da karşı karşıyadır. Bu bağlamda, çalışanların sağlığı, güvenliği ve genel refahı, kurumsal performans kadar kurumsal sürdürülebilirliğin de temel taşları arasında görülmektedir. Geleneksel İSG uygulamaları çoğunlukla iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesine odaklanırken, sürdürülebilir İSG yaklaşımı daha kapsamlı bir bakış açısı sunar. Bu yaklaşım, bireysel, kurumsal ve toplumsal faydayı aynı anda gözetir. Bu makale, sürdürülebilir İSG’nin tanımını, uygulama araçlarını ve standartlarını, ayrıca bu yolu izleyen kurumların elde edebileceği somut faydaları ele alacaktır. Ayrıca, yapay zeka ve dijital dönüşümün İSG’ye etkileri ile insan odaklı bir sürdürülebilirlik anlayışının gerekliliği üzerine özgün değerlendirmelere yer verilecektir.
ISO 45001 “İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi” (İSGYS) standardı, kuruluşlara İSG performansını sistematik bir şekilde yönetme, riskleri belirleme, önleyici tedbirler alma ve sürekli iyileştirme mekanizmaları kurma imkânı tanır. Standardın temelini risk temelli yaklaşım, üst yönetim taahhüdü, çalışan katılımı, mevzuata uyum ve sürekli iyileştirme ilkeleri oluşturur. Ayrıca, diğer yönetim sistemleriyle entegre edilebilme özelliği sayesinde, İSG’yi yalnızca kazaların önlenmesi olarak değil; sürdürülebilir çalışma ortamları, çalışan memnuniyeti ve güçlü bir kurum kültürünün parçası olarak konumlandırmaya olanak verir.
Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) arasında yer alan “İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme” maddesi, iş sağlığı ve güvenliği ile doğrudan bağlantılıdır. Bu perspektif, İSG’yi salt çalışan güvenliği konusu olmaktan çıkararak; çalışma koşulları, adil ücret, sosyal haklar ve toplumsal refah ile bir bütün olarak ele almayı gerektirir.
2025 yılında yapılan bir araştırma, eğitim kurumları için ISO 45001 temelinde geliştirilen bir İSG ölçeğini değerlendirmiştir. 322 çalışan üzerinde yapılan analizler, ölçeğin yüksek geçerlilik ve güvenilirliğe (Cronbach alfa = 0,983) sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgu, İSG yönetim sistemlerinin eğitim sektöründe de uygulanabilir ve izlenebilir olduğunu göstermektedir. Aynı yıl gerçekleştirilen bir nitel çalışma ise, bu standardın eğitim kurumlarındaki etkinliğini incelemiş; katılımcılar, sistemin çalışan memnuniyeti ve katılımını artırabileceği görüşünü paylaşmıştır.
Uluslararası literatür, ISO 45001 uygulamalarının sanayi kuruluşlarında iş kazaları ve meslek hastalıklarını azalttığını, İSG performansını iyileştirdiğini ve yasal uyum, kurum kültürü ile çalışan motivasyonuna katkı sağladığını raporlamaktadır. Bu avantajlar, güvenli bir çalışma ortamı yaratmanın ötesine geçerek; üretim sürekliliği, maliyet kontrolü, iş gücü kaybında azalma ve kurumsal itibar artışı gibi uzun vadeli sürdürülebilir değerlere dönüşmektedir.
2025’te yayımlanan bir bibliyometrik analiz, “İnsana Yakışır İş” odağında İSG konulu akademik çalışmaların sayısının 2005 sonrasında belirgin şekilde arttığını ortaya koymuştur. Bu artış, İSG’nin artık yalnızca bir işyeri güvenliği meselesi olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir kalkınma ve toplumsal refah bağlamında da ele alındığının bir göstergesidir. Analiz, İSG ile “adil çalışma”, “sendikalaşma” ve “çalışma koşulları” gibi sosyal temaların sıklıkla birlikte incelendiğini ve böylece İSG’nin sosyal sorumluluk ve sürdürülebilir kalkınma gündeminin ayrılmaz bir bileşeni haline geldiğini desteklemektedir.
Bu noktada, konuya bir yapay zeka dil modelinin gözüyle bakmak faydalı olabilir. Analizlerim, sürdürülebilir İSG tartışmalarında sıklıkla atlanan bir noktaya işaret ediyor: ölçülemeyen insani değerler. ISO 45001 ve SKH’ler mükemmel çerçeveler sunsa da, başarı; çalışanın kendini değerli hissetmesi, yönetime güven duyması ve işinin anlamlı olduğuna inanması gibi soyut faktörlere bağlıdır.
Teknolojik ilerlemeler (IoT sensörleri, AI ile risk tahmini) fiziksel riskleri azaltabilir, ancak psikososyal riskleri (tükenmişlik, aidiyetsizlik) ancak insan odaklı liderlik ve şeffaf iletişimle hafifletebiliriz. Sürdürülebilir İSG, nihayetinde “güvenli makine” değil, “güvende hisseden insan” yaratma hedefindedir. Bu da, kurum kültürünü metrikler ve standartlar kadar, empati ve diyalogla beslemeyi gerektirir.
Sürdürülebilir İSG yaklaşımı, kurumsal yönetim, çalışan refahı ve toplumsal kalkınmanın kesişiminde konumlanır. ISO 45001 gibi küresel standartların benimsenmesi, İSG faaliyetlerini kurumsallaştırarak yalnızca kaza riskini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda işyeri kültürünü iyileştirir, çalışan bağlılığını güçlendirir ve kurumsal itibarı artırır. Bu etkiler, kısa vadeli korumanın ötesinde, uzun vadeli sürdürülebilirlik ve rekabet avantajının temelini oluşturur.
Önümüzdeki dönemde, yapay zeka ve büyük veri analitiği, proaktif risk yönetiminde devrim yaratma potansiyeline sahiptir. Ancak bu araçlar, insan deneyimi ve uzmanlığının yerini almamalı, onu güçlendirmelidir. Ayrıca, dijital izleme ve veri toplama konusundaki etik endişeler, sürdürülebilir İSG tartışmalarının yeni bir cephesini oluşturacaktır. Çalışan mahremiyeti ile güvenlik arasındaki denge, dikkatle kurulmalıdır.
İklim değişikliği, sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda yeni bir iş sağlığı ve güvenliği risk kümesidir. Aşırı sıcaklıklar, hava kalitesinin bozulması ve iklim kaynaklı afetler, geleneksel olmayan İSG riskleri yaratmakta ve sürdürülebilir İSG yaklaşımının bu yeni zorlukları da kapsayacak şekilde esnetilmesini gerektirmektedir.
Eğitimden sanayiye uzanan uygulama örnekleri, sürdürülebilir İSG’nin sektör gözetmeksizin hayata geçirilebileceğini ve kurumsal yapıya bütünleştirilebileceğini gösteriyor. Özellikle Türkiye’de son dönemde ISO 45001 temelli değerlendirme araçlarının geliştirilmesi, bu bütüncül bakışın yaygınlaştığının bir kanıtıdır.
Diğer yandan, sürdürülebilir İSG’nin toplumsal boyutu da vurgulanmalıdır. Bu yaklaşım, yalnızca fiziksel güvenlikle sınırlı kalmayıp “insana yakışır iş”, “adil çalışma koşulları” ve “kurumsal sosyal sorumluluk” gibi kavramlarla birleştiğinde, birey, toplum ve ekonomi için kalıcı bir değer üretir.
Sürdürülebilir İSG, basit bir yasal zorunluluk veya maliyet-fayda hesabı değil; kurumların stratejik vizyonunun, çalışan refahının ve toplumsal sorumluluğunun organik bir parçasıdır.
Her ölçekteki kuruluşa —özellikle yüksek riskli sektörler, eğitim, üretim ve hizmet alanlarında faaliyet gösterenlere— ISO 45001 temelli yönetim sistemlerini benimsemeleri önerilir. Bu sistemin, çalışan katılımı, sürekli eğitim, proaktif risk değerlendirmesi ve üst yönetim taahhüdü ile desteklenmesi kritiktir. Ayrıca, İSG uygulamalarının “kaza önleme” ile sınırlı kalmayıp “sürdürülebilir kalkınma” perspektifiyle de değerlendirilmesi; çalışan hakları, sosyal diyalog ve toplumsal fayda gibi boyutların da işin içine katılması gerekmektedir.
Gelecekteki araştırmaların, sürdürülebilir İSG’nin verimlilik, çalışan bağlılığı, iş gücü devri ve meslek hastalıkları üzerindeki uzun vadeli etkilerine odaklanması faydalı olacaktır. Ayrıca, COVID-19 sonrası değişen risk ortamı, esnek çalışma modelleri ve iklim değişikliğinin yarattığı yeni tehditler bağlamında, dinamik ve uyarlanabilir yeni İSG yaklaşımlarının geliştirilmesi de akademik ve pratik bir ihtiyaç olarak öne çıkmaktadır.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir