2025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
Teknoloji hayatımızın her alanını değiştirdiği gibi çalışma hayatını da hızla değiştiriyor. Yapay zekâ, robotlar ve otomasyon artık fabrikaların, depoların ve üretim tesislerinin ayrılmaz bir parçası.Ancak Almanya’da son dönemde dikkat çeken başka bir teknoloji daha var: Exoskeleton, yani giyilebilir dış iskelet sistemleri.
İlk duyulduğunda bilim kurgu filmi gibi gelebilir. Fakat bu teknoloji artık yalnızca laboratuvarlarda konuşulan bir konu değil. Almanya’da iş sağlığı ve güvenliği açısından ciddi biçimde değerlendiriliyor. Nitekim Alman Yasal Kaza Sigortası Kurumu (DGUV), 2026 yılında işyerlerinde exoskeletonların seçimi ve kullanımı konusunda özel bir rehber yayımladı. (DGUV forum)
Peki exoskeleton nedir?
En basit ifadeyle exoskeleton, çalışanın vücuduna takılan ve belirli hareketlerde kas-iskelet sistemini destekleyen teknolojik bir yardımcıdır. Sırt, omuz, kol veya bacak gibi belirli bölgelerdeki fiziksel yükün azaltılmasına yardımcı olabilir.
Örneğin bir çalışan gün boyunca defalarca eğilerek malzeme alıyorsa, sırtı destekleyen bir exoskeleton bu hareket sırasında vücudun maruz kaldığı yükü azaltabilir. Baş seviyesinin üzerinde uzun süre çalışmak zorunda olan bir çalışanda ise omuzları destekleyen sistemler kullanılabilir.
Almanya’daki yaklaşımın en önemli tarafı ise teknolojiyi körü körüne savunmaması. DGUV açıkça şu noktaya dikkat çekiyor: Exoskeleton, iş güvenliğinde ilk çözüm değildir.
Alman iş güvenliğinin temel yaklaşımlarından biri olan TOP prensibinde önce teknik önlemler, ardından organizasyonel önlemler ve bunlardan sonra kişisel önlemler gelir. Exoskeleton da bu nedenle kişiye yönelik bir önlem olarak değerlendiriliyor.
Yani bir işyerinde ağır yük kaldırma problemini makine, vinç, kaldırma aparatı veya iş organizasyonunu değiştirerek çözmek mümkünse, çalışanın üzerine robotik bir sistem takmak ilk tercih olmamalıdır. (DGUV forum)
Bu yaklaşım bana göre son derece doğru.
Çünkü iş güvenliğinin amacı, çalışanı tehlikeli bir işe daha dayanıklı hâle getirmek değil, mümkün olduğunca tehlikeyi kaynağında ortadan kaldırmaktır.
Bir işçi sürekli ağır yük kaldırmak zorunda kalıyorsa, “Ona exoskeleton verelim ve çalışmaya devam etsin” demek yerine önce şu soruları sormalıyız:
Bu yük neden insan tarafından kaldırılıyor?
Bir kaldırma sistemiyle bu iş ortadan kaldırılabilir mi? Çalışma yüksekliği değiştirilebilir mi?
Malzemenin yerleşimi yeniden düzenlenebilir mi? İş rotasyonu yapılabilir mi?
Çalışanın sürekli aynı hareketi yapması engellenebilir mi?
İş güvenliği uzmanının görevi tam olarak burada başlıyor.
Her exoskeleton her iş için uygun değil
Belki de bu teknolojinin en yanlış anlaşılabilecek tarafı burası.
Dış iskelet sistemleri tek tip değil. Pasif ve aktif sistemler bulunuyor. Bazıları çalışanın kendi hareketinden ortaya çıkan enerjiyi yay veya elastik parçalar aracılığıyla kullanırken, aktif sistemlerde elektrik veya pnömatik gibi harici enerji kaynakları kullanılabiliyor. Ayrıca farklı sistemler vücudun farklı bölgelerini destekliyor. (DGUV forum)
Dolayısıyla “Bir exoskeleton aldık, artık çalışanlarımız daha güvenli” demek doğru değil.
Örneğin sırtı destekleyen bir sistem, çalışanın öne eğilmesini kolaylaştırabilir; ancak bu sistem çalışanın taşıdığı her yükü ortadan kaldırmaz. Omuzları destekleyen bir sistem baş üstü çalışmalarda faydalı olabilir; fakat başka hareketlerde aynı etkiyi göstermeyebilir.
DGUV de mevcut sistemlerin çoğunun yükü tamamen ortadan kaldırmadığını, yalnızca belirli fiziksel yükleri azaltabildiğini vurguluyor. (DGUV forum)
İşte bu nedenle risk değerlendirmesi çok önemli.
Bir işletme exoskeleton kullanmaya karar vermeden önce sistemin hangi işte kullanılacağını, hangi hareketleri destekleyeceğini ve hangi hareketleri engellememesi gerektiğini değerlendirmeli.
Çalışanın görüşü de mutlaka alınmalı.
Çünkü bir cihaz kâğıt üzerinde mükemmel görünebilir. Ancak gerçek çalışma ortamında çalışanın
hareketini kısıtlıyor, başka bir bölgesine yük bindiriyor veya işini zorlaştırıyorsa beklenen güvenlik faydasını sağlamayabilir.
DGUV’nin 2026 rehberinde de çalışanların seçim ve deneme sürecine erken aşamada dâhil edilmesi, sistemin gerçek işyerinde test edilmesi ve hem objektif ölçümlerin hem de çalışanların kendi değerlendirmelerinin dikkate alınması öneriliyor. (DGUV forum)
İş güvenliği uzmanının rolü değişiyor
Bence bu teknolojinin en önemli sonucu burada ortaya çıkıyor.
Geleceğin iş güvenliği uzmanı sadece baret, ayakkabı, eldiven veya emniyet kemerini kontrol eden kişi olmayacak.
İş güvenliği uzmanının önünde giderek daha fazla teknoloji olacak.
Yapay zekâ, sensörler, kamera sistemleri, robotlar ve şimdi de giyilebilir robotik destek sistemleri…
Dolayısıyla iş güvenliği uzmanının teknolojiyi anlaması, fakat teknoloji karşısında eleştirel kalması gerekiyor.
Bir cihazın “yüksek teknoloji” olması, otomatik olarak “yüksek iş güvenliği” anlamına gelmez. Asıl soru şudur:
Bu teknoloji gerçekten çalışanı koruyor mu? Peki işçi robotlaşacak mı?
Bence hayır.
Tam tersine, doğru kullanıldığında exoskeleton teknolojisinin amacı insanı robotlaştırmak değil,
insanın fiziksel sınırlarını korumaktır.
İnsan vücudunun belirli bir kapasitesi vardır. Aynı hareketin yüzlerce, hatta binlerce kez tekrarlanması; uzun süre eğilmek, baş üstünde çalışmak veya fiziksel olarak ağır iş yapmak zaman içinde kas-iskelet sistemi üzerinde ciddi yük oluşturabilir.
Exoskeletonların potansiyeli tam da burada ortaya çıkıyor: Çalışanın yaptığı işi tamamen onun yerine yapmak değil, belirli hareketlerde ona destek olmak.
Ancak bunun bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bir dış iskelet çalışanın sırtındaki yükü azaltabilir ama kötü tasarlanmış bir işyerini iyi bir işyerine dönüştürmez.
Bir robotik destek sistemi yanlış çalışma yüksekliğini düzeltmez. Ergonomik olmayan bir çalışma düzenini ortadan kaldırmaz.
Ve en önemlisi, işverenin iş güvenliği sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Almanya’nın verdiği mesaj açık
Almanya’da bu teknolojinin iş güvenliği alanında artık somut bir şekilde ele alınması önemli bir gelişme. Ancak Alman yaklaşımının verdiği mesaj, “Her işçiye bir robot takalım” değil.
Mesaj daha farklı:
Önce işi güvenli tasarla. Sonra teknolojinin gerçekten fayda sağlayıp sağlamadığını bilimsel ve sistematik şekilde değerlendir.
Bence geleceğin iş güvenliği anlayışı da tam olarak bu olmalı.
Teknolojiye karşı çıkmak ne kadar yanlışsa, teknolojiyi sorgulamadan kabul etmek de o kadar yanlış.
Çünkü iş güvenliğinde amaç teknoloji kullanmak değildir. Amaç, çalışanın işten evine sağlıklı dönmesini sağlamaktır.
Belki birkaç yıl sonra fabrikalarda ve şantiyelerde çalışan insanların üzerinde dış iskelet sistemlerini çok daha sık göreceğiz.
Belki ağır kaldırma, tekrarlayan hareketler ve baş üstü çalışmalarında bu sistemler sıradan bir iş
ekipmanına dönüşecek.
Ama o gün geldiğinde de unutmamamız gereken bir şey var:
Robot çalışanın yardımcısı olabilir; çalışanın yerine geçen bir iş güvenliği politikası olamaz.
Teknoloji gelişirken bizim de iş güvenliği anlayışımız gelişmeli.
Çünkü geleceğin güvenli işyeri, sadece daha fazla robotun olduğu işyeri değil; insanı merkeze alan teknolojinin kullanıldığı işyeridir.
Erdinç Demir
İş Güvenliği Uzmanı – Asbest Söküm Uzmanı
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir