Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
Türkiye’de bir iş güvenliği uzmanının aldığı ağır hapis cezası, hepimizin yüreğini sızlatan bir gerçeği yeniden gün yüzüne çıkardı. Grand Kartal Oteli faciasının ardından verilen bu karar, yalnızca bir kişiyi hedef almıyor; bütün bir mesleğin nasıl korumasız bırakıldığını, nasıl sahipsiz olduğumuzu gösteriyor.
Tam da bu noktada, yıllardır yaşadığım Almanya’daki sistem aklıma geliyor. İki ülke arasında öyle büyük bir uçurum var ki, insan kendine sormadan edemiyor: Aynı sorumluluk neden iki ülkede iki farklı kader yaratıyor?
Türkiye’de bir iş güvenliği uzmanı sahaya indiğinde, riskleri görür, yazar, raporlar, uyarır…
Ama iş burada biter.
Kağıt üzerinde görev tanımı vardır ama pratikte uzman hep arada kalır.
Aynı işyerinden maaş alır, aynı işveren tarafından istenirse kapı önüne konabilir.
Sonra bir kaza olduğunda, herkes bir anda geri çekilir ve uzmana dönüp şöyle denir:
İşte acı taraf tam da burasıdır.
Bugün Kübra Demir’in aldığı ceza, sadece bir insanın değil, bütün iş güvenliği uzmanlarının omzunda taşıdığı “görünmez riskin” ete kemiğe bürünmüş halidir.
Ne yazık ki Türkiye’de sistem, işvereni koruyan, uzmanı ise yalnız bırakan bir yapıya dönüşmüştür.
Almanya’da gözlemlediğim en büyük fark şudur:
Sorumluluk kimdeyse, yetki de ondadır.
Burada iş güvenliği uzmanının adı “Fachkraft für Arbeitssicherheit” olarak geçer ve sistemde uzman bir danışman rolündedir; yani Türkiye ile benzer.
Ama kritik nokta şu:
Almanya’da işverenin sorumluluğu tartışılmazdır.
Çünkü sistem biliyor:
Uzmanın görevi yol göstermektir, polisiye yetki kullanmak değil.
Burada asbest sökümlerinde bile öyle sıkı kurallar vardır ki, TRGS 51U’u ihlal eden işverenler ağır yaptırımlarla karşılaşır. Hatta uzmanların görevlerini yerine getirmeleri için gereken tüm koşulları sağlamak işverenin zorunlu yükümlülüğüdür. Uzman yalnız değildir; arkasında devlet vardır, hukuk vardır, tanımlı bir sınır vardır.
Çünkü bizde sistem “en zayıf halka kimse ona yüklen” mantığıyla işliyor. İş güvenliği kültürü henüz tam oturmadığı için, en kolay suçlanacak kişi uzman oluyor. Oysa riskleri azaltmak için gerekli yatırım, önlem ve karar alma gücü her zaman işverendedir.
Bu yüzden Türkiye’deki iş güvenliği uzmanı adeta iki ateş arasında kalıyor:
Bir yanda ruhunu sıkıştıran vicdanı, diğer yanda elini kolunu bağlayan sistem.
Ve kaza olduğunda herkesin kaçtığı o dar kapıdan sadece uzman geçmek zorunda kalıyor.
Ben bu yazıyı sadece bir meslektaşın yaşadığı haksızlığı anlatmak için yazmıyorum. Aynı zamanda bir çağrı niteliği taşısın istiyorum:
Türkiye’de iş güvenliği uzmanının yetki–sorumluluk dengesi yeniden çizilmelidir. Yoksa her büyük kazadan sonra hedef tahtasına konan yine uzman olacaktır.
Almanya’da yıllar içinde gördüğüm şu:
Güvenliğin bedeli vardır, ihmalin bedeli ise çok daha ağırdır.
Türkiye’de iş güvenliği hâlâ çoğu yerde maliyet olarak görülüyor, yatırım olarak değil.
Bu bakış açısı değişmediği sürece ne Kübra Demir son olay olur, ne de yaşanan acılar biter.
Kübra Demir’in davası sadece onun davası değildir.
Bu, Türkiye’de iş güvenliği uzmanlarının kolektif kaderinin bir yansımasıdır.
Almanya’da nasıl ki uzman sistem içinde desteklenen, korunulan ve net sınırlarla görev yapan bir konumdaysa, Türkiye’de de aynı güvence sağlanmadıkça bu mesleğin üzerindeki yük daha da ağırlaşacaktır.
Ve bugün yaşananlar, bütün ülkeye şunu hatırlatmalıdır:
İş güvenliği ihmalin değil, devlet politikası olmalıdır.
Aksi halde bedelini hep işçiler ve uzmanlar öder.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir