Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA), 2026-2028 dönemini kapsayan “Sağlıklı İş Yerleri” kampanyasını başlattı. “İş Yerinde Ruh Sağlığı İçin Birlikte” sloganıyla yürütülecek kampanya, çalışanların ruh sağlığının korunmasına ve iş yerlerindeki psikososyal risklerin önlenmesine odaklanıyor.
14.10.2026 - 01:39
YAYINLANMA14.10.2026 - 13:41
GÜNCELLEME
Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı (EU-OSHA), iş yerlerinde psikososyal risklerin önlenmesi ve çalışanların ruh sağlığının korunması amacıyla hazırladığı 2026-2028 Sağlıklı İş Yerleri Kampanyası’nı 13 Ekim’de Brüksel’de başlattı.
“İş Yerinde Ruh Sağlığı İçin Birlikte” (Together for Mental Health at Work) sloganıyla yürütülecek kampanya kapsamında işverenlerin, çalışanların, sosyal tarafların ve politika yapıcıların psikososyal risklerle mücadelede birlikte hareket etmesi hedefleniyor.
Kampanya, ruh sağlığının korunmasını yalnızca bireysel bir mesele olarak değil, işin organizasyonu ve çalışma ortamıyla doğrudan ilişkili bir iş sağlığı ve güvenliği konusu olarak ele alıyor.
EU-OSHA’nın kampanya kapsamında paylaştığı veriler, iş yerlerinde psikososyal risklerin yaygınlığını ortaya koyuyor.
OSH Pulse 2025 çalışan araştırmasına göre, Avrupa Birliği’ndeki çalışanların yüzde 44’ü ciddi zaman baskısı veya aşırı iş yüküne maruz kaldığını bildiriyor. İş Gücü Araştırması verilerine göre ise çalışanların yüzde 45’i ruh sağlığı açısından risklerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
OSH Pulse 2025 verilerinde çalışanların yüzde 37’si genel yorgunluk, yüzde 29’u ise işle bağlantılı sağlık sorunları kapsamında stres, depresyon veya kaygı yaşadığını ifade ediyor.
EU-OSHA, bu veriler ışığında psikososyal risklerin çalışanların yanı sıra işverenleri ve genel ekonomiyi de etkilediğine dikkat çekiyor. Kurumun sunumunda, kötü ruh sağlığının 2025-2050 döneminde Avrupa Birliği gayrisafi yurt içi hasılasını yıllık ortalama yüzde 1,7 oranında azaltabileceği öngörüsüne de yer veriliyor.
2026-2028 döneminde uygulanacak kampanya, iş yerlerinde psikososyal risklerin önlenmesine yönelik beş temel alana odaklanacak:
Psikososyal risklerin değerlendirilmesi ve yönetimi: İş yükü, zaman baskısı, görev belirsizliği ve çalışanların iş üzerindeki kontrol düzeyi gibi faktörlerin sistematik biçimde değerlendirilmesi.
Taciz, cinsel taciz ve şiddet: İş yerinde kabul edilemez davranışların önlenmesi, güvenli bildirim mekanizmalarının oluşturulması ve şiddetin temel nedenleriyle mücadele edilmesi.
Fiziksel riskler ve ruh sağlığı: Fiziksel çalışma koşulları, kas ve iskelet sistemi sorunları, yorgunluk ve psikososyal riskler arasındaki ilişkinin ele alınması.
Sağlık ve sosyal bakım sektöründe psikososyal riskler: Yoğun iş yükü, duygusal talepler, personel yetersizliği ve şiddete maruz kalma gibi sektörün öne çıkan risklerine yönelik önlemlerin geliştirilmesi.
İş yerinde ruh sağlığının desteklenmesi: Ruh sağlığı sorunları yaşayan çalışanların desteklenmesi, işe dönüş süreçlerinin kolaylaştırılması ve ayrımcılık ile damgalamanın önüne geçilmesi.
Kampanyanın öncelikli alanları, Şubat 2027’den Haziran 2028’e kadar belirli dönemlerde aşamalı olarak ele alınacak. Bu kapsamda yeni araştırmalar, rehberler ve uygulamaya yönelik bilgilendirme materyalleri yayımlanacak.

EU-OSHA, psikososyal risklerin yalnızca çalışanların bireysel başa çıkma becerileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor. Risklerin ortaya çıkmasına neden olan çalışma koşullarının ve organizasyonel sorunların belirlenmesi, kampanyanın temel yaklaşımını oluşturuyor.
Bu doğrultuda iş yükünün yönetilebilir düzeyde tutulması, görev ve sorumlulukların açık biçimde belirlenmesi, çalışanların yeterli kaynaklara erişmesi ve iş süreçlerine katılımının sağlanması öne çıkan önleyici uygulamalar arasında yer alıyor.
Kampanya ayrıca yöneticilerin psikososyal riskleri tanıyabilecek şekilde eğitilmesini, çalışanların görüşlerini güvenle paylaşabileceği bir çalışma ortamının oluşturulmasını ve taciz ile şiddete karşı açık politikalar uygulanmasını teşvik ediyor.
EU-OSHA’nın sunumunda, iş yerlerinde psikososyal risklerle mücadelede çalışan katılımının önemine de dikkat çekiliyor. Kurumun aktardığı verilere göre, işletmelerin yalnızca yüzde 39’u işle bağlantılı stresi önlemeye yönelik bir eylem planına sahip olduğunu bildiriyor.
Kampanya sunumunda, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde psikososyal risklerin çoğu zaman sistematik bir yönetim yaklaşımı yerine duruma bağlı müdahalelerle ele alındığı belirtiliyor.
Psikososyal riskler hakkında açıkça konuşmaktan kaçınılması, uzman desteği veya yeterli bilgi eksikliği ve hem çalışanlar hem de yönetim kademesindeki farkındalık sorunları, önleyici çalışmaların önündeki başlıca engeller arasında gösteriliyor.
EU-OSHA, bu engellerin aşılması için mevcut bilgi ve iyi uygulama örneklerinin yaygınlaştırılmasını, işletmelerin uygulanabilir araçlara erişimini ve işverenlerle çalışanlar arasında iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Kampanyanın önemli başlıklarından biri de fiziksel çalışma koşulları ile ruh sağlığı arasındaki ilişki olacak.
Yüksek iş talepleri, düşük kontrol düzeyi ve stresin kas ve iskelet sistemi rahatsızlıklarının riskini ve şiddetini artırabileceği; gürültü, sıcaklık ve kimyasal maruziyet gibi çevresel faktörlerin de stres ve yorgunluğu etkileyebileceği belirtiliyor.
Ayrıca yorgunluk ve zaman baskısı gibi psikososyal faktörlerin iş kazası riskini artırabileceğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle kampanya, fiziksel ve psikososyal risklerin birbirinden bağımsız değerlendirilmesi yerine bütüncül bir iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımının benimsenmesini destekliyor.
EU-OSHA’nın 2026-2028 kampanyası; işverenler, çalışanlar, iş sağlığı ve güvenliği profesyonelleri, iş müfettişleri, sosyal taraflar, araştırmacılar ve ilgili kuruluşları kapsayan geniş bir katılımla yürütülecek.
Kampanyaya ilişkin rehberlere, araştırmalara ve bilgilendirme materyallerine EU-OSHA Sağlıklı İş Yerleri Kampanyası’nın resmî internet sitesinden ulaşılabiliyor.

BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir