Fikret A. için adalet buluşmalarının ilki İzmir’de gerçekleşti
12:06Afşin-Elbistan Termik Santralinde Patlama Sonrası Yangın
09:38Ankara'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti 20 işçi yaralandı
12:362025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
Vali tatil etti.
Herkes konuşuyor.
Kimine göre gereksiz.
Kimine göre abartı.
Kimine göre “bir gün keyif”.
Ama kimse asıl soruyu sormuyor:
Tatil edilmeseydi ve bir şey olsaydı, bugün ne konuşuyor olacaktık?
Risk yönetimi, halkı memnun etme sanatı değildir.
Risk yönetimi, olasılığı sıfırlama çabasıdır.
Kar yağdığında mesele kar değildir.
Rüzgâr çıktığında mesele rüzgâr değildir.
Asıl mesele;
ambulansın yolda kalma ihtimali,
enerji hatlarının kopma riski,
okula giden bir çocuğun eve dönememe olasılığıdır.
Valinin masasında tek bir soru vardır:
“Bir ölüm olursa, ben bu kararın altına imza atabilir miyim?”
Tatil kararı kolay sanılır.
Oysa en kolay karar hiçbir şey yapmamaktır.
En zor olan ise,
herkes kızacağını bile bile önlem almaktır.
Ben olsam ne yapardım?
Beğenilmeyi değil,
yarın savcılığa ifade vermemeyi seçerdim.
Çünkü bu ülkede krizden sonra herkes konuşur.
Ama krizi yaşatmamak için karar alanlar
genelde sevilmez.
Risk yönetimi nankördür.
Alkış getirmez.
Manşet olmaz.
Ama mezarlıkları boş tutar.
Ve şunu kabul edelim:
Doğru kararlar çoğu zaman popüler değildir.
Öğr. Gör. Dr. Umut Elbir
İstanbul Bilgi Üniversitesi
Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölüm Başkanı
A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir