x


x
x
Kartalkaya Davası’nda Verilen Karar Üzerine Hukuki Bir Değerlendirme

Bolu Kartalkaya’daki Grand Kartal Otel yangını davasında iş güvenliği uzmanı Kübra DEMİR hakkında verilen 21 yıl hapis cezası, yalnızca bir mahkeme kararından ibaret değildir. Bu karar, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) sistemimizdeki yapısal çarpıklıkları, sorumluluk zincirindeki dengesizlikleri ve ne yazık ki “günah keçisi” yaratma refleksini gözler önüne sermektedir.

Hukuki zemin: Sorumluluk sınırları nerede başlar, nerede biter?

İş güvenliği uzmanlarının görev tanımı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 8. maddesinde açık biçimde “rehberlik, danışmanlık, izleme ve raporlama” olarak belirlenmiştir. Kanun koyucu, uzmana icrai bir yetki tanımamıştır. Uzman, riskleri tespit eder, gerekli önlemleri önerir, uygunsuzlukları bildirir; ancak uygulama ve yaptırım yetkisi işverene aittir.

Bu çerçevede, bir yangın önleme sisteminin kurulması, acil durum planlarının işletilmesi, personelin eğitilmesi gibi icrai görevlerin işverenin doğrudan sorumluluğunda olduğu açıktır Buna rağmen, Kübra Demir hakkında TCK m.85/2 kapsamında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan 21 yıl hapis cezası verilmesi, kusur ile netice arasında kurulması gereken nedensellik bağının zayıflığı nedeniyle hukuken tartışmalıdır.

Uzmanın rolü nedir? yetkisiz sorumluluk

Kübra DEMİR’in yargılama sürecinde defalarca dile getirdiği bir gerçek var: Yangın sistemlerinin bakımına, yangın tatbikatlarının yapılmasına ve bina içi tahliye planlarının uygulanmasına ilişkin kararların hiçbirine müdahale yetkisi yoktu. O, yalnızca risk değerlendirmesi ve öneri sunma görevini yerine getiren bir uzmandı.

Buna rağmen, iddia makamı uzmanın “öngörme” yükümlülüğünü geniş yorumlayarak bilinçli taksir kapsamında ceza verilmesini talep etti. Oysa Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2017/3458 E., 2019/8429 K. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere; “İş güvenliği uzmanı, gerekli bildirimleri yapmış ve işvereni yazılı olarak uyarmışsa, ölüm neticesinden cezai olarak sorumlu tutulamaz.”

Bu emsal karar ışığında, Kübra DEMİR’in cezalandırılması, yerleşik içtihatlarla bağdaşmamaktadır.

Kartalkaya faciası: Bir sistem kazası

Yangında 78 kişinin hayatını kaybetmesi, kuşkusuz çok ağır bir felakettir. Ancak bu olayın nedenlerini yalnızca bir uzmana indirgemek, “sebep sonuç” ilişkisinin doğasını bozmak demektir. Bilirkişi raporlarında bile yangının esas nedeninin otomatik söndürme sistemlerinin çalışmaması, yangın merdivenlerinin kapalı olması, elektrik tesisatının eski olması ve otel yönetiminin gerekli bakımları yapmaması olduğu belirtilmiştir.

Bu durumda şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Bir uzman, bu eksiklikleri tespit edip raporlamışsa ama işveren bu tedbirleri almamışsa, ölümden kim sorumlu olur? Mevzuat, bu sorumluluğu uzmana değil, önlem alma yetkisi ve gücü olan işverene yükler.

İstatistikler nasıl sonuç veriyor? Sorumluluk paylaşılmadan güvenlik olmaz

Türkiye’de iş kazaları ve meslek hastalıkları hâlâ yüksek seviyededir:

  • 2024 SGK verilerine göre 733.646 iş kazası meydana gelmiş, 1.908 işçi hayatını kaybetmiştir.
  • İnşaat sektöründe ölümlü kaza oranı %22’dir.
  • İSİG Meclisi’nin 2024 raporuna göre, ölümlerin %85’i “önlenebilir” niteliktedir.

Bu tablo, İSG uzmanlarını cezalandırarak değil, işveren–devlet–denetim üçgenini güçlendirerek düzeltilebilir. Cezai sorumluluğun yalnızca bir meslek grubuna yüklenmesi, “sistemsel kusur”un üzerini örter ve toplumsal güvenliği sağlamaz.

Benzer olaylardan elde edilen farklı sonuçlar nelerdir?

Kartalkaya kararının çelişkili yönü, benzer facialarda verilen cezalarla kıyaslandığında daha net görülmektedir:

  • Torunlar Center Asansör Faciası (2014): 10 işçinin ölümüyle sonuçlanan olayda, iş güvenliği uzmanı beraat etti. Mahkeme, “uzmanın fiilen önleme yetkisi olmadığı” gerekçesiyle ceza verilmemesine hükmetti.
  • Soma Faciası (2014): 301 işçinin ölümüne neden olan olayda, işletme yöneticileri yaklaşık 15 yıl ceza aldı; ancak uzmanlara mahkemece doğrudan ceza verilmedi.
  • Ermenek Maden Faciası (2014): Benzer biçimde, teknik eksiklikler nedeniyle işveren vekilleri cezalandırılırken, İSG uzmanları berat etti.

Aynı mevzuat altında, benzer vakalarda uzmanların beraat ettiği durumlarda Kübra DEMİR’in 21 yıl hapis cezasına mahkûm edilmesi, orantılılık ve eşitlik ilkeleri açısından tartışmalıdır.

Adalet mi, sembolizm mi?

Kartalkaya davasında verilen karar, toplum vicdanında “birilerinin ceza alması” yönündeki beklentiyi karşılamış olabilir. Ancak hukuk, duyguların değil delil, yetki ve kusur oranının alanıdır. Kübra DEMİR’in cezalandırılması, bu dengenin bozulduğu bir örnek olarak tarihe geçmektedir.

Eğer her büyük faciada teknik sorumlular, yetkileriyle orantısız biçimde cezalandırılırsa, bu mesleği icra eden binlerce iş güvenliği uzmanı için caydırıcı bir etki doğacak; uzmanlar artık riskli sektörlerde görev almaktan kaçınacaktır. Bu da ülke genelinde İSG’nin zayıflaması, yani daha fazla ölüm anlamına gelmektedir.

Gerçek reform nereye odaklanmalı?

  • İş güvenliği uzmanlarının bağımsız statüsü güçlendirilmeli, işverenden bağımsız hareket edebilme imkânı sağlanmalıdır.
  • Denetim mekanizmaları yalnızca “kağıt üzerinde” değil, sahada fiilen çalışmalıdır.
  • Cezai sorumluluk zinciri işveren–yönetici–teknik personel–denetim organı ekseninde kusur oranına göre paylaştırılmalıdır.
  • Uzmanların önerilerini dikkate almayan işverenler için daha net yaptırımlar getirilmelidir.

Sonuç: Bir kişinin değil, bir sistemin yargılanması gerekirdi

Kübra DEMİR’in aldığı 21 yıllık hapis cezası, hukuken “ağır bir bedel”, adalet açısından ise “kolay bir çıkış yolu”dur. Bu karar, gerçek sorumluların değil, sistemin içindeki en savunmasız halkalardan birinin cezalandırıldığını göstermektedir. İş sağlığı ve güvenliği, bireysel değil kolektif bir sorumluluk alanıdır.

Kübra DEMİR’in dosyası, adaletin yalnızca cezalandırarak değil, hakkaniyeti paylaştırarak sağlanması gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır.

Gerçek adalet, suçluyu bulmakla değil; doğruyu korumakla mümkündür. Ve bu davada, doğru kişi cezalandırılmamış olabilir.

Avukat Ahmet Turan YALÇIN | Yazar
Sivas Barosu

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !