Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
Ülkemizde inşaat sektörü, ulusal gelirin önemli bir bölümünü teşkil eden, istihdam yaratma kapasitesi en yüksek alanlardan biridir.
Ancak istihdamdaki payının yüksekliği, beraberinde ciddi iş sağlığı ve güvenliği sorunlarını da getirmektedir. Ne yazık ki Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında inşaat kazalarında ölüm oranlarında ilk sıralarda yer almakta, uluslararası sıralamalarda utanç verici istatistiklerle anılmaktadır.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, gelişmekte olan ülkelerde inşaat işçilerinin yılda yaklaşık %6’sı ağır iş kazalarına maruz kalmaktadır. Türkiye’de SGK 2023 İstatistik Yıllığı’na göre tüm sektörlerde meydana gelen toplam iş kazası sayısı 146.731 olup, bunun % 46’sı yani 67.496’sı inşaat sektöründe gerçekleşmiştir. 2023 yılı içinde inşaat kaynaklı iş kazası sonucu 426 çalışan hayatını kaybetmiş, 12.874 çalışan da kalıcı iş göremez duruma gelmiştir.
Bu tablo, yalnızca bir istatistik değil, binlerce ailenin hayatını geri dönülmez biçimde değiştiren dramatik bir gerçektir. Oysa ki, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu başta olmak üzere mevzuatımız, işverenlere çok açık yükümlülükler yüklemekte; ihmalin sonuçlarını ağır yaptırımlarla cezalandırmaktadır.
İşverenin Hukuki Yükümlülükleri Nelerdir?
İşverenin yükümlülükleri Anayasa’nın 49. maddesi ile teminat altına alınmıştır: "Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için işçileri koruyucu tedbirler alır."
Bu anayasal çerçeveyi somutlaştıran 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesi, işvereni çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü kılmaktadır. Bu yükümlülüğün kapsamı çok geniştir:
Risk değerlendirmesi yapmak, Çalışanları eğitmek ve bilgilendirmek, Uygun iş ekipmanı ve kişisel koruyucu donanım sağlamak, Denetim mekanizmaları kurmak, Acil durum planlarını hazırlamak.
Kanunun 5. maddesi, risklerden korunma ilkelerini sıralar. Özellikle şu prensip önem taşır: "Tehlikeden kaçınmak, kaçınılması mümkün olmayan tehlikeyi analiz etmek ve kaynağında yok etmek." Bu da demektir ki, örneğin iskele kurulumunda çelik konstrüksiyon yeterince sabitlenmemişse, yalnızca uyarı levhası asmak veya işçiye imza attırmak, sorumluluktan kurtulmaya yetmez.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin kararlarında işverenin sorumluluğu kusursuz sorumluluk düzeyindedir. Yargıtay, riskli işlerde işverenin her türlü öngörülebilir tedbiri almakla yükümlü olduğunu defalarca vurgulamıştır. Örneğin, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2018/3441 E., 2019/2232 K. sayılı kararı: "Yüksekte çalışmanın olduğu işyerlerinde gerekli iskele korkulukları, emniyet halatları, düşmeyi önleyici ağlar sağlanmadığı durumda işverenin tüm zarardan sorumluluğu doğar."
Benzer şekilde, 2022 yılında Ankara’da yaşanan bir olayda, iş güvenliği uzmanının uyarılarına rağmen risk analizi güncellenmemiş, yüksekte çalışma izinsiz yapılmış ve sonuçta bir işçi 7 metreden düşerek hayatını kaybetmiştir. Mahkeme, işveren vekiline 3 yıl 4 ay hapis cezası, şirkete 1.2 milyon TL idari para cezası ve mirasçılara 850.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesine hükmetmiştir.
Pek çok işveren, iş sağlığı önlemlerini "yüksek maliyetli" bulmaktadır. Oysa karşılaştırma yapıldığında önlemin maliyetiyle kaza sonrası sorumluluğun maliyeti arasında devasa fark vardır. Örneğin:
Ortalama bir şantiyede yüksekte çalışma için güvenlik ağı kurulması yaklaşık 120.000 TL
Standart iskele sabitleme sistemi kurulması: yaklaşık 80.000 TL
2 iş güvenliği uzmanının proje süresince aylık maliyeti yaklaşık 50.000 TL
Buna karşın tek bir ölüm vakasında oluşacak maddi yükümlülük:
Destekten yoksun kalma tazminatı: 700.000 – 1.000.000 TL
Manevi tazminat: 200.000 – 500.000 TL
İdari para cezası: 500.000 – 2.000.000 TL
Ceza davası neticesinde hapis riski: 2 ila 6 yıl
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu, 2023’te inşaat şantiyelerinde 2.741 denetim yapmış, 1.385 işyerine toplamda 186 milyon TL idari para cezası kesmiştir. Denetimlerin % 43'ünde risk değerlendirmesi yapılmadığı tespit edilmiştir.
Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77. maddesi, iş sağlığı kurallarına uymamanın işverenin hem idari hem de cezai sorumluluğunu doğuracağını belirtir. Bu yüzden "sözleşmeli yüklenici" ya da "alt işveren" gibi statüler de asli sorumluluktan kurtulmaya yetmez.
İnşaat sektöründe iş güvenliği, yalnızca bir idari yükümlülük değil, anayasal ve kanuni düzeyde tanınmış bir zorunluluktur. Eksik alınan her önlem, hem telafisi mümkün olmayan insan dramlarına hem de şirketlerin sürdürülebilirliğini tehlikeye sokacak mali ve cezai risklere yol açar.
Her inşaat işvereni bilmelidir ki, "maliyet kaygısı" gerekçesiyle ertelenen her güvenlik tedbiri, bir gün mutlaka hukuki bir sorumluluk olarak kapısını çalacaktır. 6331 sayılı Kanun’un ifadesiyle çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlamak işverenin devredilemez ve vazgeçilemez yükümlülüğüdür.
Avukat Ahmet Turan YALÇIN | Yazar
(Sivas Barosu)
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir