x


x
x
Ne kavgam bitti ne sevdam: Kurumsalda zor insan yönetimi

Kurumsal hayatta zor insanlarla çalışmak, çoğu zaman tam da bu dizeleri çağrıştırır. Ömrümüzün büyük bir bölümünü birlikte geçirdiğimiz iş dünyasındaki bireyler, çalışma hayatımızı ya kolaylaştırır ya da ciddi biçimde zorlaştırır.

Bu zorluk ya da kolaylık, çoğu zaman aile hayatımızdaki dengelere de yansır. Bu nedenle iş dünyasındaki zor insanlar, mühimsenerek ele alınması ve yönetilmesi gereken konuların başında gelir.

Kurumsal hayatın içinde öyle durumlar ortaya çıkar ki, bireylerin yaşamında bitmeyen bir mücadele, kopulamayan ilişkiler ve sürekli tekrar eden duygusal döngüler oluşur. Kurum, çalışanın maddi beklentilerini karşılıyor olsa dahi; yönetici psikolojik olarak zorlayıcıdır ya da yönetilmesi güç bir ekip arkadaşı nedeniyle çalışanın işe gitme motivasyonu giderek azalır. Hatta bazı durumlarda, çalışanlar kurumdan ayrılabilse bile, belli kişilerin yarattığı zihinsel ve duygusal etkilerden kolay kolay kopamazlar. Zor insanların yarattığı etki bu denli güçlü olabilir.

Zor insanlarla mücadele sanatını konuşurken genellikle “Nasıl idare ederiz?” sorusuna odaklanırız. Oysa meselenin daha derininde; kişilik eğilimleri, davranış kalıpları ve en kritik becerilerden biri olan sınır koyma yer alır.

Zor insan kimdir? Yoksa algımız mı zorlanır?

Örgütsel davranış literatüründe “zor insan” tek bir kişilik tipine indirgenmez. Daha çok, bireyin kişilik eğilimleri ile iş ortamının beklentileri arasındaki uyumsuzluk üzerinden ele alınır.

Kurumsal hayatta sık karşılaşılan bazı davranış örüntüleri şunlardır:

  • Pasif-agresif eğilimler: Açıkça karşı çıkmaz; geciktirir, sabote eder, ima yoluyla mesaj verir.
  • Aşırı kontrol ihtiyacı: Mikro yönetir, güvenmez, yetki devretmez.
  • Duygusal dalgalanmalar: Bir gün çok yakınken, ertesi gün mesafeli ya da kırıcı olabilir.
  • Sürekli mağduriyet anlatısı: Sorumluluk almaz; dış koşulları ve diğer insanları suçlar.

Bu davranışların büyük bölümü, bireyin bilinçli bir “kötü niyetinden” ziyade, öğrenilmiş baş etme stratejilerinin sonucudur. Ancak nedenini anlamak, bu davranışlara maruz kalmayı normalleştirmek anlamına gelmez.

Davranış kalıpları neden bu kadar tekrar eder?

İnsanlar değişime dirençlidir; özellikle de işlevsel olduğuna inandıkları davranışları terk etmek istemezler. Eğer bir çalışan:

  • Sertlik ile sonuç alıyorsa,
  • Duygusal baskı yoluyla alan kazanıyorsa,
  • Sessiz kalarak sorumluluktan kaçabiliyorsa,

bu davranışlar zamanla pekişir ve örgütsel alışkanlıklara dönüşür. İşte bu noktada zor insan, bireysel bir sorun olmaktan çıkar; kurumsal kültürün bir yansıması hâline gelir.

Sınır Çizmenin En Sessiz ve En Güçlü Hâli: “Hayır” Diyebilmek

Zor insan yönetiminde en çok zorlanılan beceri nettir: Hayır diyebilmek.

Birçok profesyonel için “hayır” demek;

  • Ayıp,
  • Riskli,
  • Kariyer açısından tehlikeli olarak algılanır.

Oysa psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı iş ilişkileri açısından sınır koymak; çatışma yaratmak değil, rolü ve sorumluluğu netleştirmektir.

Etkili bir “hayır” ifadesi

  • Savunmacı değildir,
  • Açıklayıcıdır ama gereksiz yere uzatılmaz,
  • Kişiyi değil, davranışı hedef alır.

Örneğin:

“Bu talep mevcut önceliklerimle örtüşmüyor. Bu nedenle şu an üstlenemeyeceğim.”

Bu ifade bir reddiye değil, profesyonel bir çerçeve çizimidir.

İnsan yönetiminde stratejik duruş: Mücadele değil, bilinçli yönetim

Kurumsal hayatta amaç, çatışmayı körüklemek ya da sürekli kavga hâlinde olmak değildir. Etkili insan yönetimi; duygusal tepkilerle değil, farkındalık ve stratejiyle ilerler. Zorlayıcı davranışlarla karşılaşıldığında mesele, “katlanmak” ya da “karşı koymak” ikileminde sıkışmak değil; ilişkiyi profesyonel sınırlar içinde yönetebilmektir.

Gerek kurumsal eğitimlerde gerekse üniversite öğrencileriyle yürüttüğüm derslerde özellikle altını çizdiğim nokta şudur:

Zor insan yönetimi, kişiyi dönüştürme çabası değil; kendi duruşunu, rolünü ve etki alanını netleştirme becerisidir. Bu da rastlantısal tepkilerle değil, öğrenilebilir ve geliştirilebilir stratejilerle mümkündür.

Bu stratejiler;

  • Davranışı kişiden ayırabilmeyi,
  • Duygusal bulaşmadan korunmayı,
  • Net beklenti ve sınırlar oluşturmayı,
  • Güç savaşına girmeden iletişimi sürdürebilmeyi
    kapsar.

Kurumsal hayatta ustalık, zorlayıcı ilişkilerden tamamen kaçınmakta değil; bu ilişkileri kendini yıpratmadan, profesyonel bir çerçevede yönetebilmeyi öğrenmekte yatar. Zor insanlar her organizasyonda olabilir; belirleyici olan, bu durumun çalışan üzerindeki psikolojik maliyetidir.

O hâlde düşünmeye değer bir soru:

İş hayatında seni en çok zorlayan kişiye karşı, bugüne kadar çizemediğin hangi sınır var?

Ez cümle, asıl ustalık herkesi memnun etmekte değil;

kendini tüketmeden birlikte çalışabilmeyi öğrenmekte ve yönetebilmekte yatar.

 

Dr. Dila Buz

Kurumsal Eğitmen

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !