Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
Kurumsal hayatta zor insanlarla çalışmak, çoğu zaman tam da bu dizeleri çağrıştırır. Ömrümüzün büyük bir bölümünü birlikte geçirdiğimiz iş dünyasındaki bireyler, çalışma hayatımızı ya kolaylaştırır ya da ciddi biçimde zorlaştırır.
Bu zorluk ya da kolaylık, çoğu zaman aile hayatımızdaki dengelere de yansır. Bu nedenle iş dünyasındaki zor insanlar, mühimsenerek ele alınması ve yönetilmesi gereken konuların başında gelir.
Kurumsal hayatın içinde öyle durumlar ortaya çıkar ki, bireylerin yaşamında bitmeyen bir mücadele, kopulamayan ilişkiler ve sürekli tekrar eden duygusal döngüler oluşur. Kurum, çalışanın maddi beklentilerini karşılıyor olsa dahi; yönetici psikolojik olarak zorlayıcıdır ya da yönetilmesi güç bir ekip arkadaşı nedeniyle çalışanın işe gitme motivasyonu giderek azalır. Hatta bazı durumlarda, çalışanlar kurumdan ayrılabilse bile, belli kişilerin yarattığı zihinsel ve duygusal etkilerden kolay kolay kopamazlar. Zor insanların yarattığı etki bu denli güçlü olabilir.
Zor insanlarla mücadele sanatını konuşurken genellikle “Nasıl idare ederiz?” sorusuna odaklanırız. Oysa meselenin daha derininde; kişilik eğilimleri, davranış kalıpları ve en kritik becerilerden biri olan sınır koyma yer alır.
Örgütsel davranış literatüründe “zor insan” tek bir kişilik tipine indirgenmez. Daha çok, bireyin kişilik eğilimleri ile iş ortamının beklentileri arasındaki uyumsuzluk üzerinden ele alınır.
Kurumsal hayatta sık karşılaşılan bazı davranış örüntüleri şunlardır:
Bu davranışların büyük bölümü, bireyin bilinçli bir “kötü niyetinden” ziyade, öğrenilmiş baş etme stratejilerinin sonucudur. Ancak nedenini anlamak, bu davranışlara maruz kalmayı normalleştirmek anlamına gelmez.
İnsanlar değişime dirençlidir; özellikle de işlevsel olduğuna inandıkları davranışları terk etmek istemezler. Eğer bir çalışan:
bu davranışlar zamanla pekişir ve örgütsel alışkanlıklara dönüşür. İşte bu noktada zor insan, bireysel bir sorun olmaktan çıkar; kurumsal kültürün bir yansıması hâline gelir.
Sınır Çizmenin En Sessiz ve En Güçlü Hâli: “Hayır” Diyebilmek
Zor insan yönetiminde en çok zorlanılan beceri nettir: Hayır diyebilmek.
Birçok profesyonel için “hayır” demek;
Oysa psikolojik dayanıklılık ve sağlıklı iş ilişkileri açısından sınır koymak; çatışma yaratmak değil, rolü ve sorumluluğu netleştirmektir.
Etkili bir “hayır” ifadesi
Örneğin:
“Bu talep mevcut önceliklerimle örtüşmüyor. Bu nedenle şu an üstlenemeyeceğim.”
Bu ifade bir reddiye değil, profesyonel bir çerçeve çizimidir.
Gerek kurumsal eğitimlerde gerekse üniversite öğrencileriyle yürüttüğüm derslerde özellikle altını çizdiğim nokta şudur:
Zor insan yönetimi, kişiyi dönüştürme çabası değil; kendi duruşunu, rolünü ve etki alanını netleştirme becerisidir. Bu da rastlantısal tepkilerle değil, öğrenilebilir ve geliştirilebilir stratejilerle mümkündür.
Bu stratejiler;
Kurumsal hayatta ustalık, zorlayıcı ilişkilerden tamamen kaçınmakta değil; bu ilişkileri kendini yıpratmadan, profesyonel bir çerçevede yönetebilmeyi öğrenmekte yatar. Zor insanlar her organizasyonda olabilir; belirleyici olan, bu durumun çalışan üzerindeki psikolojik maliyetidir.
O hâlde düşünmeye değer bir soru:
İş hayatında seni en çok zorlayan kişiye karşı, bugüne kadar çizemediğin hangi sınır var?
Ez cümle, asıl ustalık herkesi memnun etmekte değil;
kendini tüketmeden birlikte çalışabilmeyi öğrenmekte ve yönetebilmekte yatar.
Dr. Dila Buz
Kurumsal Eğitmen
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir