x


x
x
İŞ DÜNYASINDA YARGININ GÖRÜNMEYEN MEKANİKLERİ VE ATIF TEORİSİ

Bir toplantı odasında herkes aynı tabloya bakar; ancak herkesin gördüğü şey farklıdır. Geciken bir rapor, bir yönetici için sorumsuzluğun kanıtıyken, bir diğeri için aşırı iş yükünün doğal sonucudur.

Bu farklı yorumlar, çoğu zaman gerçeğin kendisinden çok, onu nasıl algıladığımızı anlatır. Çünkü iş dünyasında kararlar yalnızca verilerle değil, bu verilerin nasıl anlamlandırıldığıyla alınır. İşte tam bu noktada algı ve atıf süreçleri, yargılarımızın görünmeyen mekaniklerini oluşturur. Bu bağlamda diyebiliriz ki; insan zihni, gördüğü her davranışı olduğu gibi kabul etmez. Önce yorumlar, ardından mutlaka bir neden üretir. İşte bu noktada “Atıf Teorisi” devreye girer. Bu teori, bir davranışı, kişinin karakterine mi yoksa içinde bulunduğu koşullara mı bağladığımızı açıklar. Sorun şudur ki, bu bağlama süreci çoğu zaman farkında olmadan hatalarla şekillenir. Örneğin, bir yöneticinin önerilere hızla karar verip tartışmayı kapatması, çoğu zaman “otoriter” ya da “dinlemeye kapalı” olarak etiketlenir. Oysa bu tutum, zaman baskısı, daha önce yapılmış benzer değerlendirmeler ya da sorumluluk alma eğiliminden kaynaklanıyor olabilir. Aynı davranış, bağlam değiştiğinde tamamen farklı bir anlama bürünür.

Diğer bir örnek; bir çalışan sunum sırasında zorlanıyorsa, onu “yetersiz” olarak etiketlemek kolaydır. Oysa aynı kişinin geçmiş performansı, o gün yaşadığı baskı ya da beklentilerin ne kadar net olduğu çoğu zaman hesaba katılmaz. Bu eğilim, sosyal psikolojide temel atfetme hatası olarak adlandırılır: Başkalarının davranışlarını kişisel özelliklere bağlarken, durumsal faktörleri göz ardı etme eğilimi.

İlginç olan şudur ki, konu kendimiz olduğunda tablo sessizce değişir. Aynı sunumda zorlanan bizsek, gerekçeler hazırdır: “Zaman çok kısıtlıydı”, “Son dakika değişiklikleri oldu.” Bu durum ise kendine hizmet eden önyargının tipik bir yansımasıdır. Başarılarımızı içselleştirir, başarısızlıklarımızı ise dış koşullara bağlarız. Zihnimiz, benlik algımızı korumak için fark ettirmeden devreye girer.

Bu yanlılıklar yalnızca bireysel ilişkileri değil, kurumların gelişim hızını da doğrudan etkiler. Başarılı bir proje “vizyoner liderliğin” sonucu olarak anlatılırken, başarısız bir girişim “piyasa koşulları” ile açıklanır. Böylece gerçek nedenler görünmez hâle gelir, öğrenme ve dönüşüm fırsatları kaçırılır. Kurum ilerliyormuş gibi görünür; ancak aynı hatalar farklı isimlerle tekrar eder.

Buna ek olarak, algının seçici doğası da yargı süreçlerinde belirleyici bir rol oynar. İnsan zihni her bilgiyi aynı anda ve eşit biçimde işleyemez. Dikkatimizi; inançlarımızla, beklentilerimizle ve daha önce oluşturduğumuz yargılarla uyumlu olan unsurlar çeker. Bir çalışan hakkında oluşan ilk izlenim, sonraki tüm davranışların aynı filtreden geçirilmesine neden olabilir. Bu nedenle iş dünyasında “nesnel değerlendirme” çoğu zaman iddia edildiği kadar nesnel değildir.

Belki de asıl soru şudur:

Gerçekten neyi görüyoruz, yoksa görmeye alıştığımız şeyi mi?

İş hayatında olgunluk, yalnızca doğru kararlar almaktan değil; kararlarımızın hangi zihinsel kısayollardan geçtiğinin farkında olmaktan geçer. Atıf hatalarını tanımak, yargılamayı tamamen ortadan kaldırmaz; ancak onu daha adil, daha esnek ve daha insani bir noktaya taşır.

Ve çoğu zaman iyi bir lideri sıradan bir yöneticiden ayıran fark da tam olarak burada ortaya çıkar.

Kendine sorman için üç güçlü soru:

  1. Bu yargıyı verirken gerçekten veriye mi dayanıyorum, yoksa alışkanlıklarıma mı?
  2. Aynı davranışı kendim yapsaydım, açıklamam değişir miydi?
  3. Bu yorumu korumak mı istiyorum, yoksa gerçekten anlamak mı?

Çünkü iş dünyasında asıl fark yaratan, her şeyi doğru görmek değil; gördüğünü sorgulayabilme cesaretidir.

Dr. Dila BUZ | Eğitmen, Yazar

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !