x


x
x
Kurumsal Hayatta Duygusal Emek ve Duyguların Akıllıca Yönetimi

İş yaşamında başarı çoğu zaman rakamlar, performans göstergeleri ve hedeflerle ölçülür. Oysa bir kurumun asıl gücü, görünmeyen bir dinamik olan çalışanlarının duygusal enerjisinde gizlidir.

Günlük hayatın ayrılmaz bir parçası olan duygular, iş dünyasında da iletişimden motivasyona, karar alma süreçlerinden liderliğe kadar her aşamada belirleyici rol oynar. Bu nedenle, uzun yıllar boyunca dile getirilen “duyguları işe karıştırmamak gerekir” anlayışı artık geçerliliğini yitirmiştir. Günümüzde duygular, yönetilmesi gereken bir engel değil; akıllıca yönlendirildiğinde kurumsal başarıyı besleyen bir güç olarak görülmektedir.

Her kurum, üyelerinin bireysel duygularının yanı sıra kolektif bir “duygusal iklime” de sahiptir. Bu iklimin sağlıklı biçimde yönetilmesi hem çalışanların psikolojik iyi oluşunu hem de kurumun sürdürülebilir başarısını belirler.

Bu bağlamda duygusal emek kavramı, örgütsel davranış literatüründe merkezi bir yere sahiptir. Kavram ilk kez sosyolog Arlie Russell Hochschild tarafından 1983 yılında “The Managed Heart” adlı eserinde tanımlanmış; çalışanların duygusal ifadelerini kurumsal beklentilere göre düzenleme süreci olarak ele alınmıştır. Hochschild’e göre duygusal emek, özellikle hizmet sektöründe çalışan bireylerin, hissettikleriyle göstermeleri gereken duygular arasındaki farkı yönetebilme becerisidir.

Benim de doktora çalışmamda duygusal emek kavramı kapsamlı biçimde incelenmiş, kurumlarda duygusal emeğin çalışan refahı, tükenmişlik düzeyi ve performans üzerindeki etkileri detaylı biçimde ortaya konmuştur. Bulgular, duyguları bastırmanın değil; fark etmek, anlamak ve bilinçli biçimde yönetmenin hem bireysel hem kurumsal dönüşüm için temel koşul olduğunu göstermektedir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, duygusal zekâ, sosyal zekâ ve duygusal yeteneklerin iş dünyasında giderek artan bir öneme sahip olduğunu vurgulamaktadır. Artık duygular, yönetilmesi gereken bir risk değil; doğru kullanıldığında kurum kültürünü güçlendiren, iletişimi derinleştiren ve liderliği dönüştüren bir kaynak olarak değerlendirilmektedir.

Unutulmamalıdır ki; değişime karşı gösterilen direnç çoğunlukla duygusal kökenlidir. Bu nedenle, duyguları anlamayı, ifade etmeyi ve akıllıca yönetmeyi öğrenmeden kişisel ya da kurumsal düzeyde kalıcı bir değişim sağlamak mümkün değildir. Duygusal emeği ve duygusal zekâyı odağına alan kurumlar, geleceğin sürdürülebilir iş modellerine bir adım daha yaklaşmaktadır.

Bu noktada okuyucuya sormak isterim:
Kurumunuzdaki profesyonel hayatınızda duygularınızı akıllıca yönlendiriyor musunuz, yoksa duygularınız mı sizi yönetiyor?

Dr. Dila BUZ | Yazar

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:
Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !