x


x
x

EGEİSFED: “İş Güvenliği Uzmanları Artık Güvende Değil”


Ege İş Sağlığı ve Güvenliği Federasyonu (EGEİSFED), iş güvenliği uzmanı Kübra Demir’e verilen 21 yıllık hapis cezasına tepki gösterdi.

bilalcakmak

bilalcakmak

EDİTÖR

05.11.2025 - 12:30

YAYINLANMA

05.11.2025 - 13:40

GÜNCELLEME
EGEİSFED: “İş Güvenliği Uzmanları Artık Güvende Değil”

EGEİSFED: “İş Güvenliği Uzmanları Artık Güvende Değil”

Federasyon, bu kararın haksız ve kabul edilemez olduğunu belirterek, “Sadece rehberlik ve danışmanlık görevi yapan bir uzmanın cezalandırılması hukuksuzdur” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, iş güvenliği uzmanlarının bağımsızlık sorunu, mevzuat karmaşası, OSGB sistemindeki aksaklıklar ve işveren baskısı gibi sorunlara dikkat çekildi. Ayrıca, uzmanlar için meslek odası kurulması, İSG-Kâtip sisteminde kayıt güvenliğinin artırılması ve üçüncü taraf denetim sistemine geçilmesi çağrısında bulunuldu.

Federasyon, “İş güvenliği profesyonelleri artık yeter diyor. Her kazada ilk tutuklanan kişi uzman olmamalı” diyerek tüm paydaşları ortak çözüm üretmeye davet etti.

EGEİSFED’in tam açıklaması

KÜBRA DEMİR’e verilen ceza haksızdır ve asla kabul edilemez.

Ülkemizde görev yapan tüm uzmanlar artık geri dönüşü olmayan bir yola girdiklerini ve bu yolda devam etmenin mümkün olmadığını düşünmektedirler. Bilirkişi raporlarında da anlaşıldığı üzere konuyla ilgili illiyet bağı kurmak için özellikle çaba harcanmış ve tüm uygulamalara ait kayıtların olmadığı bir ortamda yıllar önce işten ayrılmış bir İş Güvenliği Uzmanına 21 yıl ceza verilmiştir.

Yangından 1 yıl önce otel el değiştirseydi, eski işletmecide mi ceza alacaktı? Eğer durum böyleyse, bu ve benzeri işletmeler için açılış izni veren, denetim yükümlülüklerini zamanında yerine getirmeyen ve denetim sonrası yaptırım uygulamayan tüm kamu makamları neden sorgulanmıyor?

Sadece görevi rehberlik/danışmanlık olan bir “çalışanın” haksız bir şekilde cezalandırılması hukuksuzdur.

Bağımsız olmayan İş Güvenliği Uzmanlarının, işvereni şikâyet etmesi durumunda başına gelecekleri bilmesi ve düşünmesi, İş Güvenliği Uzmanlarına yapılan bir baskıdır ve mobbingtir. Bugüne kadar yapılan uygulamalarda uzmanlara yapılan psikososyal baskı ve yanlış kamuoyu algısının oluşmasıyla her zaman ilk cezalandırılacak kişi düşüncesi oluşmuştur.

Nerden tutsak elimizde kalan bir uygulama ile karşı karşıyayız. Yıllarca yapılan ertelemeler, uzmanların sertifikalandırma süreçlerinde yapılan değişiklikler/uygulamalar ile görev/yetki karmaşası bizleri artık işin içinden çıkılamaz bir hale getirmiştir.

Tüm bu gelişmeler hususunda İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün ne kadar etkisiz olduğu ve sahada halen görev/yetki/sorumluluk karmaşasına son vermek için herhangi bir çalışma yapmadığı görülmektedir.

İş Güvenliği Mevzuatına hâkim olmayan bilirkişiler tarafından mağdur edilmekteyiz. Aynı zamanda özel ihtisas alanı olduğundan bu alana yönelik ihtisas mahkemeleri kurulabilir ve süreçler doğru bir şekilde yürütülebilir.

İş kazalarına yönelik güçlü yaptırımlar uygulanmadığı ve işveren için yasal süreçler tam anlamıyla işletilmediği sürece başarıya ulaşamayız. Kurumsal firmalar haricinde bu çalışmalar gereksiz ve yük olarak görülmektedir.

Yasal düzenlemeler incelendiğinde AB’den alınma 89/391 sayılı karara göre ayrıştığımız noktalarda, biz İş Güvenliği Uzmanları her zaman zor durumda kalmaktayız. Özellikle İş Güvenliği Uzmanlarının eğitim ve yetkinlikleri ile bağımsızlıkları tekrar ele alınmadan bu sorun kökünden çözülemeyecektir.

İş Güvenliği Uzmanı kavramı gözden geçirilmeli ve “Uzmanlık” yerine “İş Güvenliği Rehberi” veya “Danışmanı” kavramı kullanılmalıdır.

Bu konuda çıkarılan mevzuat aslında bu konuyu desteklemekle beraber işi yapanlar haricinde herkesçe konuyu çözecek kişi olarak İş Güvenliği Uzmanı görülmektedir. Ayrıca ülkemizde çalışan tüm İş Güvenliği Uzmanları artık yeter demektedir. Her kazada ilk tutuklanan kişi olmak sanki işverenden daha yetkili gibi bir algı oluşturmaktadır.

Ekonomik bağımsızlığı olmayan meslektaşlarımızın mesleki bağımsızlıklarından bahsedilemez. Bu nedenle işveren tarafında yatırılan SGK primlerine İSG primi eklenmeli ve İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonellerine ödemeler devlet kanalıyla yapılmalıdır.

Temel İSG Eğitim süreleri sahada uygulanabilecek şekilde ve fayda sağlayacak biçimde yeniden düzenlenmelidir.

İSG Profesyonellerinin hizmet süreleri kişi başı dakika sistemi olup, tam bir ilkellik ve onur kırıcı bir durumdur. Bu sistem kişi başı fiyat vermeyi, çalışanın güvenliğine ve canına paha biçmeyi beraberinde getirmektedir.

Diğer yandan İş Güvenliği Uzmanlarını yüz, yüz elli firmaya hizmet vermeye(!) zorlamaktadır. Bu yüzden kişi başı dakika sisteminin yanı sıra hizmet verilecek işletme sayısına sınır getirilmelidir.

Sistemin çalışmasında birçok uzmanın ataması bazı OSGB’ler tarafından kendi imza yetkilerini teslim ettiklerinden kendilerinin haberi olmadan yapılıyor. Ayrıca çalışma sürelerindeki görevlendirme yapılabilecek işletme sayıları değerlendirildiğinde ve Uzman için yeterli kaynak sağlanmadığında hizmette aksamalar olması muhtemeldir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü bünyesinde İSG STK’ları ve sahada çalışan İş Güvenliği Profesyonellerinin sorunlarına çözüm üretecek bir birim kurulmalıdır.

Uzmanların kayıt altına aldıkları tüm dokümanların işveren ve OSGB’ler tarafından saklanması ve tamamının gerekli şartlarda sunulması çok mümkün görünmüyor. Bu durum sisteme olan güveni sarsıyor. Ancak çalışmalar İSG-Kâtip sisteminde dosya bazında kayıt altına alınırsa o zaman kayıtlar daha güvende olur.

Ortak Sağlık Güvenlik Birimi (OSGB) firmalarının kurulum, çalışma koşulları, görev, yetki ve sorumlulukları ile denetlenmesi için daha kapsamlı çalışma yapılmalıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği teftişleri daha nitelikli, düzenli aralıklarla yapılabilmesi ve denetimin yaygınlaştırılması için “üçüncü taraf denetim hizmeti” kurulmalı ve bu konuda pilot uygulama gerçekleştirilmelidir. Üçüncü taraf denetim hizmetinde amaç; ceza uygulaması değil, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün güvenli bir veri ortamı oluşturarak, işletmelerin daha sağlıklı çalışmasını sağlamaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliği paydaşlarının sorunları tespit edilerek hep birlikte çözümlerini belirleyip uluslararası standartlarda İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetleri sağlanmalıdır.

Ayrıca İş Güvenliği Uzmanları için bir meslek odası mutlaka kurulmalıdır. Bu alanda çalışan sayısı birçok oda üye sayısından daha fazladır.

Bugün gelinen noktada görev yapan bizlerin yaptığımız iş ve işlemlerde daha dikkatli olmalı, yasal çerçevede mevzuatı iyi bilmeli ve uygulamalarda yaptığımız çalışmaları mutlaka kayıt altına almalıyız.

Denetleme yaparak tutanaklara imza atan Müfettişler iş kazalarından sonra ifade vermiyor ve yargılanmıyorlar. İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili her türlü önlemi almakla yükümlü olan işveren olmasına rağmen, görevi rehberlik ve danışmanlık olan İş Güvenliği Uzmanlarının yargılanması kabul edilemez.

İş Güvenliği Uzmanlarına yargılama yolu kapatılmalı, sadece bilgisine başvurulmalıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Profesyonellerinin mutlaka bir meslek odası olmalıdır.

Ülkemizde İş Sağlığı ve Güvenliği alanında faaliyet gösteren tüm taraflar birlikte bir eylem planı hazırlamalı ve uygulamalıdır. Biz her türlü çalışmada yer almak için hazırız.

EGEİSFED olarak Kübra DEMİR için verilen cezayı asla kabul etmiyoruz.

Kamuoyuna duyurulur.

EGEİSFED Yönetim Kurulu

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Benzer Haberler




next
Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !