x


x
x

Uluslararası İş Hukuku Diyaloğu İstanbul'da toplandı


İstanbul'da düzenlenen "Karşılaştırmalı Hukuk Boyutunda Grev ve Toplu Eylem Hakkı" sempozyumunda grev hakkının uluslararası sözleşmelerdeki yeri, milli güvenlik gerekçesiyle uygulanan grev ertelemeleri ve sendikal barajlar masaya yatırıldı.

Birkan Burkan

Birkan Burkan

EDİTÖR

15.10.2026 - 11:58

YAYINLANMA

15.10.2026 - 12:04

GÜNCELLEME
Uluslararası İş Hukuku Diyaloğu İstanbul'da toplandı

Uluslararası İş Hukuku Diyalog Platformu, Birleşik Metal-İş Sendikası ve Çalışma ve Toplum Dergisi iş birliğiyle düzenlenen "11. Uluslararası İş Hukuku Diyaloğu (IAD-2026)" toplantısı, "Karşılaştırmalı Hukuk Boyutunda Grev ve Toplu Eylem Hakkı" ana temasıyla İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Türkiye'nin yanı sıra Almanya, Avusturya, İtalya, İsviçre, Fransa, Danimarka ve Slovenya'dan iş hukuku akademisyeni, sendika yöneticileri ve hukukçuların katıldığı sempozyumda; grev hakkının uluslararası sözleşmelerdeki yeri, milli güvenlik gerekçesiyle uygulanan grev ertelemeleri ve sendikal barajlar masaya yatırıldı. Açılış oturumunda yapılan konuşmalarda, grevin işçi sınıfı için vazgeçilmez bir hak olduğu ve ertelenen grevlerin fiilen yasaklama anlamına geldiği vurgulandı.

Özkan Atar: ‘Kanatlarını kestiğiniz kuşa 'uçmakta özgürsün' diyemezsiniz’

 

Fotoğraf: Andaç Aydın Arıduru/Evrensel

Fotoğraf: Andaç Aydın Arıduru/Evrensel

 

Toplantının açılışında konuşan DİSK Genel Başkan Yardımcısı ve Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar, grev hakkının işçiler açısından herhangi bir hukuki tartışma konusu dahi olamayacak kadar meşru bir hak olduğunu ifade etti. Grevin, işçilerin sermaye karşısındaki tek gerçek pazarlık gücü olduğunu belirten Atar, "Grev hakkı olmayan bir toplu sözleşme, işçinin işverenden ricacı olmasından başka bir şey değildir. Hak verilmez, alınır. Metal işçileri olarak bizlerin evimize götüreceğimiz ekmeğin boyutu, çocuklarımızın eğitimi ve evimizin kirasını ödeyip ödeyemeyeceğimiz grev hakkı tartışmasıyla doğrudan bağlantılıdır" dedi.

1963 Kavel Kablo grevinden bugüne sendikalarının grev yasaklarını tanımadığını hatırlatan Atar, AKP iktidarı döneminde yaklaşık 200 bin işçiyi kapsayan 23 grevin yasaklandığına dikkat çekti. Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) 21 Mayıs 2026'da aldığı tarihi danışma görüşüne atıfta bulunan Atar, "Uluslararası Adalet Divanı, 87 sayılı ILO Sözleşmesi'nin grev hakkını koruduğunu teyit etti. Bir metinde 'grev' kelimesinin açıkça yazılmaması, o hakkın dışlandığı anlamına gelmez. Sendika kurma hakkını tanıyıp grevi yasaklamak, kanatlarını kestiğiniz kuşa 'uçmakta özgürsün' demekten farksızdır. Bizler erteleme adı altındaki grev yasaklarını meşru görmüyoruz; grev hakkı işçinin en meşru ve anasının ak sütü gibi helal hakkıdır" dedi.

Metal iş kolunda son yıllarda ardı ardına devreye sokulan grev erteleme kararlarına ve "milli güvenlik" kılıfına dikkat çeken Atar, yasakları fiilen tanımadıkları somut süreçleri şu sözlerle hatırlattı:

"Aralık 2022'de Bekaert'ta yasağa rağmen 18 gün boyunca grevimizi sürdürdük ve başarılı bir sözleşme imzaladık.

Ocak 2023'te Green Transfo'da, Aralık 2024'te ise Hitachi, Schneider Elektrik, Arıtaş ve GE Grid Solutions'ta grevlerimiz yine 'milli güvenlik' gerekçesiyle yasaklandı. Kablo, elektrik teçhizatı üreten bir fabrikanın milli güvenliği tehdit eden yönü ne olabilir? Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) denetim organları, grevin yalnızca aksaması durumunda halkın can ve sağlık güvenliğini tehlikeye atacak temel kamu hizmetlerinde sınırlandırılabileceğini belirtiyor; metal fabrikaları bu tanımın bir parçası değildir.

İşverenin işten atma tehditlerine ve noter ihtarlarına rağmen metal işçileri teslim olmadı. Bizim açımızdan Anayasa'ya aykırı biçimde grevlerimizi engelleyen Cumhurbaşkanı kararları hukuksuzdur ve hiçbir meşruiyeti yoktur."

Sendikal barajlar, yetki itirazları ve grev yasakları nedeniyle Türkiye'de sendikal hakların yok denecek bir noktaya itildiğini belirten Atar, ilan ettikleri mücadele takvimini hayata geçirmekte kararlı olduklarını vurgulayarak konuşmasını şöyle tamamladı:

"Haklarımızın kâğıt üzerinde kaldığı bu tabloda teslim olmayacağız. Bizler konfederasyon ayrımı gözetmeksizin gerçek sınıf sendikaları, meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler olarak insanca yaşamak, adil bir gelir dağılımı ve vergi düzeni için güç birliği içinde mücadele etmek zorundayız. Önümüzdeki günler için kamuoyuna duyurduğumuz kitlesel mitingleri, işyerlerinde üretimden gelen gücümüzü kullanacağımız eylemleri ve Ankara yürüyüşü hedeflerimizi hep birlikte başarıyla hayata geçireceğiz. Metal işçileri bugüne kadar grev hakkını nasıl fiilen mücadele ederek kazandıysa, bundan sonra da grev ve toplu eylem hakkını sonuna kadar savunmaya devam edecektir."

 

Fotoğraf: Andaç Aydın Arıduru/Evrensel

Fotoğraf: Andaç Aydın Arıduru/Evrensel

 

Murat Özveri: İşçi sınıfı kendini vurmayacak olgunluktadır

 

Fotoğraf: Andaç Aydın Arıduru/Evrensel

Fotoğraf: Andaç Aydın Arıduru/Evrensel

 

Gazetemizin yazar ve programcılarından, Çalışma ve Toplum Dergisi Yayın Yönetmeni Avukat Dr. Murat Özveri ise zorlu hava koşullarına ve uçuş iptallerine rağmen etkinliğin büyük bir kararlılıkla toplandığını belirterek, derginin 23 yıldır işçilerin aidatlarıyla ancak tam bir editoryal bağımsızlıkla yayın hayatını sürdürdüğünü vurguladı. Konuşmasında 1950'li yıllardan anekdot paylaşan Özveri, "Fuat Köprülü muhalefetteyken işçilere grev hakkını savunur ve 'Grevsiz sendika, tüfeksiz avcıya benzer' derdi. Ancak Demokrat Parti iktidara geldiğinde grev hakkını tanımayınca işçiler sözünü hatırlattı. Köprülü ise 'Yavrum siz o kadar küçüksünüz ki, maazallah bu silah size verilirse kendinizi vurursunuz' cevabını verdi. Aradan geçen sürede Türkiye işçi hareketi büyüdü; kendisini vurmayacak kadar sağduyulu olduğunu ve grev hakkının sorumluluğunu taşıyacak olgunlukta olduğunu defalarca kanıtladı. Buna rağmen hâlâ bu hakkı vermemekte direnen bir siyasi iradeyle karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Löschnigg: Karşılaştırmalı hukuk tartışmaları için İstanbul çok önemli

Uluslararası İş Hukuku Diyalog Platformu adına açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Dr. Günter Löschnigg, platformun 2005 yılından bu yana Almanca ve İngilizce konuşan akademisyenleri bir araya getirmek için kuruldığunu ancak iş hayatı hukuku meselelerinin katılımcı ülke sayısını muazzam bir şekilde arttığını belirtti. İlk defa bu kadar geniş ve kitlesel bir katılımla bir araya gelindiğinin altını çizen Löschnigg, "Bu haftaki konumuz grev ve toplu eylem hakkı. Şu anda Avusturya'da da hâkim ve savcılar grev hakkının ihtiyati tedbirlerini uyguluyor ve iş hayatındaki bu deneyimi tartışıyor. İki kıtayı birleştiren İstanbul'da bu karşılaştırmalı hukuk tartışmasını yürütmek bizim için büyük bir önem taşıyor" dedi.

Sempozyumun ilk oturumunda Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım’ın başkanlığında Linz Johannes-Kepler Üniversitesi'nden Prof. Dr. Reinhard Resch Avrupa hukuku boyutunu, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Alpay Hekimler Türk hukuku boyutunu, Freiberg Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Gerhard Ring Alman hukuku boyutunu ve Trento Üniversitesi'nden Prof. Dr. Luca Nogler İtalyan hukuku boyutunu aktaracak. 

 Kocaeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Aziz Çelik'in oturum başkanlığında gerçekleştirilecek ikinci oturumda ise Graz Karl-Franzens Üniversitesi'nden Prof. Dr. Dr. Günter Löschnigg Avusturya hukukunu, St. Gallen Üniversitesi'nden Prof. Dr. Dr. Thomas Geiser İsviçre hukukunu, Paris Sorbonne Üniversitesi'nden Prof. Dr. Francis Kessler Fransa hukukunu, Leipzig Üniversitesi'nden Prof. Dr. Line Olsen Ring Danimarka hukukunu ve Maribor Üniversitesi'nden Prof. Dr. Darja Senčur Peček Slovenya hukukundaki grev dinamiklerini sunacak.

Sempozyum, Prof. Dr. Dr. Günter Löschnigg ve Av. Dr. Murat Özveri'nin yürüttüğü genel değerlendirme ve kapanış konuşmalarıyla tamamlanacak. 

Kaynak: evrensel

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Benzer Haberler

Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !