x


x
x

Tamer Yeniel Yazdı: Vatan, Millet, İSG

Merhaba sevgili okur,
Uzun zamandır yazmıyordum. Bir anda gelen ilham perilerinin isg damarıma baskı yapması sonucu ellerimi klavyemin üzerinde dans ederken buldum. 

Tabii ki ekranlı çalışmalarda isg kurallarına uygun postürlerde bir yazı yazacağım ancak ruhumun derinliklerinde meydana gelen hezeyanlardan bu yazı da pekâlâ etkilenebilir. Şimdiden sarı zemin üzerine siyah piktogram ve siyah çerçeveli uyarı işaretimi buraya koyuyorum. 

Yaklaşık 12 yıldır İSG sektörü içerisinde yer alıyorum. Hem sahada hem de eğitim alanında aktif ve etkileşimli bir çalışma yöntemini benimsedim. Ne demiş atalarımız “at binenin kılıç kuşananındır”. Pratik hayatta, yani sahalarda iş sağlığı ve güvenliği pratikleri içinde yer almayan, insanların İSG eğitim veya bilirkişilik sektöründe gerçek bilgiyi yansıtamayacaklarını düşünüyorum. 

BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?

Uzun zamandır öğrencilerime iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri veriyorum. Öğrencilerim iş güvenliği uzmanı olduktan sonra bana mesaj atıyorlar.

                 “Hocam, iş güvenliği uzmanı oldum. Ama ne yapacağımı bilmiyorum. Yardımcı olur musunuz?

İş güvenliği uzmanı adayımız prosedürde 220 saatlik uygulamalı bir eğitim (sözde) alıyor. Akabinde sosyal güvenlik uzmanlarına sorulan soruların da yer aldığı enteresan bir sınavda başarılı olarak iş güvenliği uzmanlığına hak kazanıyor. Ve sonunda “NE YAPACAĞINI BİLMİYOR”. O zaman bizim bu eğitim müfredatının gerçek hayatta ne kadar yer bulabildiğini gerçekçi olarak sorgulamamız gerekiyor.

Bu olayı biraz daha özelleştirelim.

2 Yıllık İSG Bölümü + 220 Saatlik İş Güvenliği Uzmanlığı Temel Eğitimi + Sınav Başarısı = NE YAPACAĞINI BİLMEYEN İGU

Müfredatta mı sorun var? Yoksa müfredat çok yeterli de eğitimcilerde mi sorun var? Ya da eğitimlerin uygulanmasında mı sorun var? Müfredatta yer alan ders konuları ülkemiz çalışma hayatına yönelik mi? Eğitimciler konuyu anlatırken çalışma hayatı ile ders konusunu bağdaştırabiliyorlar mı? Eğitimlere tam katılım sağlanıyor mu ve bir ders disiplini içerisinde dersler işleniyor mu? Müfredat içinde yeterli bir ölçme ve değerlendirme sistemi mevcut mu? Ve tüm bu hususlara yönelik denetimler var mı?

İlk etapta bunları birer sorun olarak ortaya koyuyorum. Bu hususlar düzeltilmeden de sertifikasını almış ancak, BİLMEYEN, iş hayatı içinde öğrenen iş güvenliği uzmanlarının varlığının devam edeceğinden hiç şüphe duymuyorum.

SORASINDA NE OLUYOR?

Çalışma sahalarında işini öğrenen İGU lar bir iş kazası davasında yargılanmaya başlayınca kendileri gibi BİLMEYEN bilirkişilerin hazırladığı raporlarla mağdur oluyorlar. Size kendi yaşadığım gerçek bir olayı aktarmak istiyorum. Ben de ölümle sonuçlanan bir iş kazası davasında yargılandım. İş yerinin İSG kurulu olmasına rağmen kurul kararlarını raporlarında değerlendirmeyen, yanlış duymadınız kurul kararlarının varlığını bile sorgulamayan bilirkişiler yüzünden % 2 lik kusur oranıyla taltif edildim. Bölge kuruluna ve mahkemeye şikâyetlerimi yaptım ancak, hiçbir sonuca varamadım. 50 ve daha fazla çalışanı bulunan iş yerlerinde yetkili mercii İSG KURULU olmasına rağmen, bilirkişiliği yetkili ama kendileri yetersiz amcalar iş güvenliği uzmanı olarak benim onaylı deftere yazdıklarıma yoğunlaştılar. Haftalık yaptığım raporlamaları bile göz ardı ettiler. Raporu yazmalarından dolayı aldıkları ücreti hiçte hak etmediklerini biliyorum.

O zaman şu kim oldukları çokta belli olmayan ve İSG konusunda rapor yazan bilirkişilerin durumu da bir zahmet değerlendirilmelidir. Mesela sahada 5 yıl görev yaptığını gerçekçi olarak ispatlayamayan hiçbir kişi İSG bilirkişisi olmamalıdır. Daha da sağlıklısı bakanlıktan akredite İŞ YERİ HEKİMİ VE İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI EĞİTİCİSİ olanlar bilirkişilik yapmalıdır.

Tüm bu söylediklerim düzeltilebilir mi? Tabii ki düzeltilebilir. Ama düzeltilmek isteniyor mu? İşte bu konuda çok derin şüphelerim var. Sanki bu bir tiyatro oyunu veya dostlar alışverişte görsün sistemi gibi… Davul İGU nun boynunda ama tokmak başkalarının elinde, üstelik İGU nun kolları da arkadan bağlanmış. Elinde tokmağı tutanlara hiçbir şey olmuyor. Nerede adalet?

İSG KÜLTÜRÜNÜ MİS GİBİ PROJELERLE Mİ OLUŞTURACAKSINIZ?

Her zaman söylüyorum. İş güvenliği uzmanlığı kurumu ulusal İSG kültürünün oluşturulması açısından yapı taşıdır. İnsanları cezbeden bir meslek olmasının yanında, aynı zamanda bir yaşam tarzıdır. Hayatın tümünü kaplayan bir yaşam tarzı. İster özel sektör olsun, ister kamu sektörü ve isterse de devlet yönetimi, iş sağlığı ve güvenliği en kritik konudur.

Bir binanın taşıyıcı sistemleri dayanım açısından ne kadar önemliyse, bir devletin kuruluş değerleri de taşıyıcı unsur olması açısından o kadar önemlidir. Bir bina ile ilgili işlemlerde bu kirişlere ne kadar dikkat edilmesi gerekiyorsa, devlet işlerinde de kuruluş değerlerine azami dikkat etmek gerekir. Yoksa iş kazaları olur ve bina çöker. Alın işte size iş sağlığı ve güvenliği…

İş sağlığı ve güvenliği kültürü topluma yansımayan Avrupa Birliği projeleriyle asla gelişmez. Ancak ve ancak toplumun içinde yer alan iş güvenliği uzmanlığı kurumunu geliştirerek ve bu kuruma değer katarak İSG kültürü oluşur. Peki nasıl yapılacak? İş yerlerinde kurucu ve yönetici unsur olan işverenin eğitilmesi mutlaka başarılmalıdır? Yoksa İSG hizmeti alarak sorumluluktan kurtulduğunu zanneden işletme sahipleriyle İSG kültürü oluşmaz, dahası zarar görür.

İkinci olarak iş sağlığı ve güvenliğine yargının mutlaka mevcut yargı sistemi içerisinde özelleştirilmesi gerekmektedir. Nasıl ki iş mahkemeleri varsa İSG mahkemeleri kurulmalı ve bu mercide görevlendirilen hukuk adamlarının iş sağlığı ve güvenliği felsefesini anlamış düzeyde olmaları sağlanmalıdır. Bu hususun içerisine adli bilirkişileri de ekleyebiliriz. Yukarıda bilirkişilerle ilgili görüşlerimi söylemiştim. Üzerinde çok durmayacağım. Şu an mevcut sistem içerisinde iş kazaları ve meslek hastalıklarına yönelik davalarda karar verici dolaylı olarak bilirkişilerin elindedir ve bu durum İGU mağduriyetlerine yol açmakta ve nihayetinde İSG kültürüne de darbe vurmaktadır.

Ve son olarak tüm bunları başarabilmek için devletin bu konuda siyasi bir irade koyması gerekiyor. Ama bu iş sağlığı ve güvenliği felsefesine uygun bir siyasi irade olmalı. Bu konuda ULUSAL İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONSEYİNDEN büyük beklentilerimiz var.

Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinde her yerde kocaman yazılan şu sloganla yazımı bitiriyorum.

ÖNCE EMNİYET SONRA HAREKET…

Tamer Yeniel | Yazar

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Diğer Yazıları

Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !