Taşeron kelimesi Fransızca “tâcheron” kelimesinden gelir ve Fransızcada işçi anlamına gelmektedir. Türk dil kurumu sözlüğünde ise “büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendisi üstlenen diğer yüklenici” olarak tanımlanmıştır. Hukuki olarak ise taşeron kelimesi alt işveren olarak karşımıza çıkar ve alt işverenlik hem 4857 Sayılı İş Kanununda hem de Alt İşverenlik Yönetmeliğinde tanımlanmıştır. Bu tanımda bir işverenden işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin YARDIMCI İŞLERDE veya ASIL İŞİN BİR BÖLÜMÜNDE İŞLETMENİN VE İŞİN GEREĞİ İLE TEKNOLOJİK NEDENLERLE UZMANLIK GEREKTİREN İŞLERDE iş alan, bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar alt işveren, yani taşeron olarak geçer. O zaman taşeron zihniyeti dediğimiz zaman tam olarak kastedilen şudur;
Yapılan işin bir bölümünü uzmanlık gerektirmesinden dolayı veya yardım gerektirmesinden dolayı birilerine bırakmak veya devretmek taşeron zihniyetidir. Bu zihniyet veya düşünce tarzı taşerona ait değil, işi taşerona havale eden veya taşere eden, başka birine işinin bir bölümünü taşıyan işverene ait bir zihniyettir.
Peki iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimlerine (OSGB) taşere edilebilir mi? ya da OSGB taşeron mudur?
OSGB taşeron değildir
İşte dananın koptuğu yer burası… İş ilişkisi doğru tanımlanmazsa gömleğin düğmesi en üstten yanlış iliklenmiş olur ki, hukuki işlemlerde bile iş içinden çıkılmaz bir hale gelebilir. Bana göre 6331 sayılı Kanun yürürlüğe girdiğinden bu yana yönetim sistemi standartlarında liderliği üstlenecek işveren (gerçek veya tüzel kişi) eğitimli olmadığı için düğme yanlış delikten iliklendi. Ve hatta artırıyorum hukuk adamları ve kamu sektöründeki bir çok idareci de bu konuda eğitimsiz… bir iş yeri tüzel kişiliği OSGB tüzel kişiliğinden iş sağlığı ve güvenliği hizmeti aldığında iş yeri tüzel kişiliğinin üzerinden sorumluluğun kalktığına canı gönülden inanıyorlar. Ne kadar yazık…
Taşeron zihniyetinde İSG nin yansımalarını sizlere birkaç duruma dayalı örnekle açıklamak istiyorum. Vereceğim örneklerin gerçek ve tüzel kişi ve kurumlarla çok yakından ilgisi bulunup bulunmadığının kararını siz değerli okuyucularıma bırakıyorum;
Taşeron zihniyetinde yansımalar
1. İSG profesyonellerinin bildiği üzere üçlü yapıda sacın bir ayağı olan hükümeti temsilen iş yerini teftişe gelen müfettiş, sacın diğer ayağı olan işverenle toplantı salonunda, masanın üstünde bir sürü İSG klasörüyle birlikte, risk değerlendirme raporunu X günü Y saatinde incelemektedir. Müfettiş işverene; “bu iş yerine iş güvenliği hiç uğramamış, risk değerlendirme raporunda iş yerinizle ilgisi olmayan maddeleri koymuşlar, iş güvenliği uzmanından bu konuda izah istemeliyiz, zaten imzalarda eksik” gibi cümleler kurarak işverene hedefi gösterir. Tabii topu müfettişten alan işveren; “efendim biz OSGB den hizmet alıyoruz. Bu evrakları biz hiç okumayız da bilmeyiz de…. Bir eksiklik varsa onların kusurudur” cümleleriyle sinirli bir şekilde topu toplantıda bulunan ve sacın üçüncü ayağı olan çalışan temsilcisine atar… Ve çalışan temsilcisi iş yerindeki tüm çalışanlar adına ve işvereni de haklı çıkarmak namına (ekmek parası olayı); “efendim zaten ayda bir geliyorlar, doktoru hiç görmüyoruz, çay içip gidiyorlar..” cümleleriyle topu filelere gönderir.
2. A işletmesinde X günü Y saatinde bir iş kazası meydana gelmiştir. Prosedürler gereği iş yerine gelen kolluk kuvvetleri (polis, jandarma) bilgi alma tutanağını düzenlemek üzere iş yerinin İSG yetkilisini karakola davet etmişlerdir. İş yeri tüzel kişiliği kısmi süreli hizmet veren ve kaza anında olay yerinde bulunmayan iş güvenliği uzmanına ulaşamadığı için iş yerinde tam zamanlı görev yapan ve kaza anında olay yerinde bulunan üretim müdürü olan şahsı ifade vermek üzere karakola göndermiştir. Üretim müdürü karakolda ifadesinde; “bizim iş güvenliği uzmanımız var, firmanın iş sağlığı ve güvenliği yetkilisi de ta kendisidir, bu iş kazasından da o sorumludur” şeklinde beyanlarda bulunarak yine topu filelere göndermiştir.
3. İş güvenliği uzmanı B hanım kısmi süreli hizmet verdiği Y firmasını X günü Y saatinde haftalık rutin ziyaretini yapmaktadır. Atölyede 18 yaşından küçük işçiler tespit etmiştir. Bu durum üzerine işletme yetkilisinin yanına giderek, mevzuat gereği 18 yaşından küçük çocuk ve genç işçilerin atölyede çalıştırılmaması gerektiğini hukuki gerekçelerle oldukça kibar bir dille açıklamış ve onaylı deftere bu hususu yazmıştır. İş yeri yetkilisi iş güvenliği uzmanı B hanım iş yerinden ayrıldıktan sonra OSGB sahibi Z beyi arayarak; “kardeşim ben bu uzmanı bir daha burada görmek istemiyorum, bana sorun çıkarmayacak bir uzman gönder ya da ben başka bir OSGB ile sözleşme imzalayacağım” şeklinde ültimatomunu vererek topu OSGB sahibine atmıştır. OSGB sahibi Z bey iş güvenliği uzmanı B hanımı odasına çağırarak, “B hanım ne yazık ki işler kötü küçülmeye gidiyoruz, üzülerek söylüyorum ki yollarımızı ayırmak zorundayız ama merak etmeyin ihbar tazminatınız dahil tüm haklarınızı size ödeyeceğim” gibi tatlı sözlerle iş güvenliği uzmanı B hanımı işten çıkarmıştır. Yeni iş arayışına giren B hanım diğer OSGB lere kısa özgeçmişini göndermekte ve iş başvurularında bulunmaktadır. Başvuru yaptığı firmalardan birinin insan kaynakları OSGB sahibi Z beyi arayarak, “iş güvenliği uzmanı B hanım firmamıza iş başvurusunda bulundu, en son sizinle çalışmış, size de sormak istedik, nasıl biridir?” bilgi ister. OSGB sahibi Z bey, “sorun çıkaran birisidir, olayların nereye varacağını düşünmeden hareket eder, işi zora sokar ama yine de iyi bir insandır” şeklinde cevabıyla topu ustalıkla ağlara gönderir.
Tüm bunlar olup biterken ölümle sonuçlanan iş kazası ile ilgili soruşturmada kaçma şüphesi olmayan iş güvenliği uzmanını bakanlık ilgili birimlerine bildirimde bulunmadığı için ayağına elektronik kelepçe takarak ev hapsine alıyor. Ve yine tribünler ayakta… Gooooooolllllll…. Top yine filelerle buluştu.
Çalışma hayatımız içerisinde bu taşeron zihniyeti o kadar normalleştirilmiş ki yürütme, yargı, kamu ve özel sektör tamamında artık mevzuat hükümlerine bakılmıyor. Kanunlara aykırı temayüller üzerinden değerlendirmeler yapılarak, İLO sözleşmelerindeki üçlü yapı arasında iş güvenliği uzmanları bir top gibi oynanıyor. Yapısal sorunlar çözülmek istenmiyor. Ortada elverişli bir günah keçisi var.
Olup biten her şeye rağmen doğruların bir kutup yıldızı gibi yerinde sabit parıl parıl parladığına ve hukukun topal olsa da yavaş yavaş mutlaka doğrulara ulaşacağına inanarak çalışma hayatı içerisinde canhıraş görevlerini yapmaya gayret eden İSG kültürünün birer neferi iş güvenliği uzmanlarımızın yeni yılını şimdiden kutluyorum.
Esen kalın…
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir