Ankara'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti 20 işçi yaralandı
12:362025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
Martin Elsegood ve arkadaşlarının 2026 yılında yapmış oldukları akademik çalışmaya göre trafik güvenliği literatüründe çocuk yayalar, en savunmasız yol kullanıcıları arasında kabul edilmektedir. Küçük fiziksel boyutları, henüz tam gelişmemiş bilişsel ve algısal yetenekleri, sınırlı yol farkındalıkları ve öngörülemeyen davranışları, onları trafik ortamlarında, özellikle de motorlu taşıtlarla paylaşılan alanlarda yüksek risk altına sokmaktadır. Uluslararası veriler, çocukların araç içi yolcu olmaktan ziyade, yaya olarak çok daha yüksek yaralanma ve ölüm oranlarına maruz kaldığını ortaya koymaktadır.
Çocukların trafikteki güvenliğini sağlamak adına dünya genelinde "Okul Bölgeleri" (School Zones) uygulamaları hayata geçirilmiştir. Bu bölgeler, genellikle belirli saat aralıklarında hız limitlerinin düşürüldüğü ve sürücülerin uyarılmasını sağlayan işaretlemelerin bulunduğu alanlardır. Ancak, Avustralya Başkent Bölgesi'nde (ACT) yürütülen ve 2015-2023 yılları arasındaki verileri kapsayan geniş çaplı bir çalışma, mevcut uygulamaların etkinliğini sorgulatan çarpıcı teknik veriler sunmaktadır. Bu makale, söz konusu çalışmanın bulguları ışığında, hız uyumu, altyapı etkisi ve "Güvenli Sistem" (Safe System) yaklaşımı çerçevesinde alınması gereken önlemleri teknik bir perspektifle ele almaktadır.
Analize konu olan çalışma, ACT bölgesindeki 59 farklı okulun çevresinde gerçekleştirilmiştir. Veriler, pnömatik tüp sayaçları kullanılarak toplanmış olup, hız, yön, araç sınıflandırması (dingil mesafesi ve aks sayısına göre) ve zaman damgası gibi değişkenleri içermektedir. Çalışma kapsamında 2,2 milyondan fazla aracın verisi analiz edilmiştir. Okullar; İlköğretim, Ortaöğretim ve K-12 (Anaokulundan 12. sınıfa kadar) olmak üzere kategorize edilmiş ve veriler "Okul Bölgesi Saatleri" (Hafta içi 08:00- 16:00, 40 km/s sınırı), "Hafta içi Okul Dışı Saatler" ve "Hafta Sonları" olmak üzere üç zaman diliminde incelenmiştir.
Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, okul bölgelerinin ortalama araç hızlarını düşürmede etkili olmasına rağmen, yasal hız sınırlarına uyum konusunda ciddi zafiyetler içermesidir. Verilere göre, okul bölgesi saatlerinde ağırlıklı ortalama araç hızı 37,3 km/s olarak ölçülmüştür. Bu değer, okul dışı saatlerdeki 46 km/s ve hafta sonlarındaki 46,6 km/s ortalamalarına göre anlamlı derecede düşüktür.
Ancak, ortalama hızdaki bu düşüşe rağmen, hız ihlali oranları endişe verici boyuttadır. 40 km/s hız sınırının geçerli olduğu aktif okul saatlerinde, araçların %36,4'ünün belirlenen sınırı aştığı tespit edilmiştir. Bu oran, normal zamanlardaki (50 veya 60 km/s varsayılan limitler) ihlal oranlarından (%19,9 ve %21,9) istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksektir. Bu durum, sürücülerin hızlarını düşürseler bile, yasal ve güvenli olarak belirlenen 40 km/s sınırına inmekte direnç gösterdiklerini veya başarısız olduklarını göstermektedir.
Teknik analizler, okul bölgesine girmeden önceki yolun varsayılan hız sınırının (default speed limit), okul bölgesi içindeki sürücü davranışını doğrudan etkilediğini ortaya koymaktadır. Varsayılan hız sınırının 60 km/s olduğu yollarda kurulan okul bölgelerinde, ortalama hız (39,6 km/s) ve hız ihlali oranı (%44,5), varsayılan hızın 50 km/s olduğu yollara kıyasla (35,8 km/s ve %31,2) belirgin şekilde daha yüksektir.
Bu veri, trafik mühendisliği açısından kritik bir çıkarım sunmaktadır: Sürücülerin yüksek hızdan (örneğin 60 km/s) 40 km/s'ye düşmesi, daha düşük bir hızdan (50 km/s) düşmesine kıyasla daha zordur veya daha az uyum sağlanmaktadır. Bu bağlamda, okul bölgelerine yaklaşım hızlarının kademeli olarak düşürülmesi veya okul çevresindeki genel hız rejiminin 40 km/s veya altına çekilmesi, uyumu artıracak düşük maliyetli ve etkili bir mühendislik çözümü olarak öne çıkmaktadır.
Sürücü davranışlarını salt tabelalarla değiştirmeye çalışmanın sınırlı bir etkisi olduğu, fiziksel altyapı unsurlarının ise daha belirleyici olduğu görülmektedir. Çalışma verileri, hız tümsekleri veya yaya geçitleri gibi "trafik sakinleştirme" (traffic-calming) altyapısına sahip bölgelerde hız ihlali oranının %29,8 olduğunu, bu unsurların olmadığı bölgelerde ise bu oranın %40,3'e çıktığını göstermektedir.
Benzer şekilde, şerit genişliği de algısal bir hız kontrol mekanizması olarak işlev görmektedir. "Dar" olarak algılanan şeritlerde hız ihlali oranı %29,7 iken, "geniş" şeritlerde bu oran %42,6 olarak ölçülmüştür. Dar şeritler, sürücülerde algısal bir "sıkışıklık" hissi yaratarak daha dikkatli olmalarını ve hızlarını doğal olarak düşürmelerini sağlamaktadır. Bu bulgular, okul bölgelerinin tasarımında sadece dikey işaretlemelerin (tabelaların) değil, yatay işaretlemelerin ve fiziksel yol geometrisinin de (şerit daraltma, zikzak çizgiler vb.) hayati önem taşıdığını kanıtlamaktadır.
Araç sınıfları bazında yapılan analizde, hafif araçların (otomobil, SUV vb.) ağır araçlara (kamyon, otobüs) kıyasla hız sınırını daha sık ihlal ettiği (%36,8'e karşı %31,7) görülmüştür. Ancak, ağır araçların %31,7'sinin bir okul bölgesinde hız sınırını aşıyor olması, bu araçların kütleleri ve uzun fren mesafeleri göz önüne alındığında, potansiyel kaza şiddeti açısından çok daha büyük bir risk teşkil etmektedir
Mevcut 40 km/s hız sınırı, birçok yargı bölgesinde standart olsa da "Güvenli Sistem" (Safe System) prensipleriyle tam olarak örtüşmemektedir. Araştırmalar, 30 km/s üzerindeki çarpışma hızlarında yaya yaralanma ve ölüm riskinin katlanarak arttığını göstermektedir. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, insan tolerans sınırları çok daha düşüktür.
Uluslararası en iyi uygulamalar ve çalışmanın sonuçları, okul bölgelerinde hız sınırlarının 30 km/s veya altına (örneğin Güney Avustralya'da olduğu gibi 25 km/s) çekilmesini önermektedir. 1 km/s'lik bir hız düşüşünün bile, savunmasız yol kullanıcılarının dahil olduğu ölümlü ve ciddi yaralanmalı kazaları %4 oranında azalttığı bilinmektedir.
Ayrıca, okul bölgelerinin aktif olduğu saatlerin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Mevcut 08:00-16:00 uygulaması, okul sonrası aktiviteleri, etütleri veya spor faaliyetlerini kapsamayabilir. Bu nedenle, 07:00-17:00 gibi daha geniş bir zaman dilimi veya "çocuklar görüldüğünde" gibi dinamik ama sürücü dikkatine dayalı kurallar yerine, net ve kapsayıcı zaman dilimleri önerilmektedir.
ACT bölgesinde yapılan bu kapsamlı çalışma, okul bölgelerinin hızları düşürmede kısmen başarılı olduğunu ancak çocuk güvenliği için gereken "güvenli işletim koşullarını" tam olarak sağlayamadığını göstermektedir. Sadece hız tabelaları asmak, sürücülerin %36'sının hız ihlali yapmasını engelleyememektedir.
Çocukların trafikteki güvenliğini maksimize etmek için atılması gereken teknik ve idari adımlar şunlardır:
Öğr. Gör. Dr. Hakan ERDOĞAN | A sınıfı İGU Makine Y. Mühendisi
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir