2025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
İşveren tarafından yanında çalışan işçinin Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmesi ve prim ödemelerinin eksiksiz, zamanında yapılması gerekmektedir.
Ancak bildirimler ve ödemelerin her zaman eksiksiz olmaması uygulamada sık sık karşımıza çıkan bir durumdur. İşverenin sigortalı çalıştırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ya da eksik yerine getirmesi durumunda, işçinin sosyal güvenlik haklarını koruyabilmesi için başvurabileceği yasal bir yol olarak Hizmet Tespit Davası gündeme gelecektir.
İşverenin, işçinin çalışmasına rağmen bu durumu Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmemesi ya da eksik gün ve kazançla bildirimde bulunması durumunda, işçi tarafından açılan davaya “hizmet tespiti davası” denir. Bu dava, işçinin fiili çalışmalarının tespiti ve sosyal güvenlik haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada sıkça karşılaşılan örneklerden biri, işçiye ödenen maaşın bir kısmının elden verilmesidir. Bu tür durumlarda sadece banka yoluyla ödenen kısım SGK’ya bildirilir, elden verilen tutar ise kayıt dışı bırakılır. Bu da işçinin prim gün sayısında ve kazancında eksikliğe neden olur. İşçi bu dava yoluyla gerçekte aldığı ücretin ve prim günlerinin tespit edilmesini sağlayacaktır.
Bu davada davacı, çalıştığı halde bildirimi yapılmayan ya da eksik bildirilen işçidir. Davalı ise bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işveren olur.
Hizmet tespit davası açılmadan önce dikkat edilmesi ve yerine getirilmesi gereken şartlar bulunmaktadır. Bu şartlar şu şekilde sıralanabilir:
İşçinin çalıştığı işyerinin 5510 sayılı kanun hükümlerine uygun şartları sağlayan bir yer olması gerekir.
Sigortasız iş görme durumu söz konusu ise dava tarihinden önce bu durumun SGK tarafından tespit edilmemiş olması gerekir.
Hak düşürücü süreye uygun olarak dava açılmalıdır.
İşçinin çalışma durumunun sigortaya bildirilmemiş veya kazanç ve prim ödeme gün sayılarının eksik bildirilmiş olması gerekir.
İşçinin sigortalı sayılmayan kişilerden olmaması gerekir.
Hizmet tespit davası açısından zamanaşımı değil, hak düşürücü süre söz konusudur. Kanunda belirtilen sürenin geçmesi halinde işçinin hizmet tespiti davası açması mümkün değildir. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 86/9 uyarınca 5 yıllık hak düşürücü süre belirlenmiştir. Kanunda belirlenen 5 yıllık süre, hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak hesap edilir. Hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına rağmen dava açılması mümkün olan birkaç istisna mevcuttur. İstisnai durumlar nedeniyle hak kaybı yaşanmaması için iş hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatla çalışılması faydalı olacaktır.
Hizmet tespiti davası, niteliği gereği zorunlu arabuluculuk kapsamına dahil değildir. Bu nedenle dava açmadan önce arabuluculuğa başvurma zorunluluğu bulunmamaktadır.
Hizmet tespitinin ve işçi alacaklarının aynı davada talep edilmesi mümkün değildir. İşçi açacağı iki ayrı dava ile taleplerine yöneltmelidir.
Bu davanın amacı tazminat almak değil, işçinin hizmet süresinin ve şartlarının düzeltilmesidir. Yani bir anlamda işçinin emeklilik şartlarının düzeltilmesi amaçlanır. Bu nedenle hizmet tespit davasında tazminat alınamaz.
Avukat Ahmet ALTUN | Yazar
Lexoira İş Hukuku Bürosu
Aziziye Mah. Cinnah cadde üzeri Enis Behiç Koryürek Sokak no:2/17 Çankaya /ANKARA
ishukukuburosu.com | +90 546 819 06 21
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir