x


x
x

İSG eğitimleri: Ritüelden gerçek güvenliğe geçiş mümkün mü?


İSG eğitimleri gerçekten güvenli davranış mı üretiyor, yoksa yalnızca mevzuata uyumun belgesini mi?

bilalcakmak

bilalcakmak

EDİTÖR

02.04.2026 - 11:59

YAYINLANMA

02.04.2026 - 11:59

GÜNCELLEME
İSG eğitimleri: Ritüelden gerçek güvenliğe geçiş mümkün mü?

13 Mart’ta sorduğumuz soruya 2 Nisan’da gelen düzenleyici cevap

2 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, iş sağlığı ve güvenliği alanında uzun süredir tartışılan çok temel bir meseleye yeniden dikkat çekiyor:

İSG eğitimleri gerçekten güvenli davranış mı üretiyor, yoksa yalnızca mevzuata uyumun belgesini mi?

13 Mart 2026 tarihinde yayımlanan “İSG eğitimleri: Güvenlik mi üretiyor, yoksa bir ritüel mi?” başlıklı yazımda tam da bu soruyu sormuştum. O yazıda, Türkiye’de milyonlarca çalışana İSG eğitimi verilmesine rağmen iş kazalarının ve iş kazalarına bağlı ölümlerin hâlâ çok yüksek seviyelerde seyretmesinin, eğitim sisteminin niteliğini yeniden tartışmayı zorunlu hale getirdiğini vurgulamıştım. Mesele yalnızca eğitim verilmesi değil; verilen eğitimin işyerindeki gerçek riski kavratıp kavratmadığı, davranış değişikliği üretip üretmediği ve günlük çalışma pratiğine yansıyıp yansımadığı idi.

Bugün yayımlanan yeni yönetmelik, doğrudan bu eleştiriye cevap verme iradesi taşıyan bir metin olarak okunabilir.

Elbette burada dikkatli olmak gerekir. Bir köşe yazısının tek başına bir yönetmeliği şekillendirdiğini söylemek ne hukuken ne de idari süreçler bakımından isabetli olur. Yönetmelikler uzun hazırlık, değerlendirme ve onay süreçlerinden geçer. Ancak şunu söylemek mümkündür:

Yeni yönetmelik, son dönemde giderek görünür hale gelen ve benim 13 Mart tarihli yazımda açık biçimde dile getirdiğim yapısal sorunu teyit etmektedir.

Çünkü yeni düzenleme, yıllardır sahada gözlenen bir zafiyeti açık biçimde fark etmiş görünmektedir: İSG eğitimi, birçok işyerinde çalışanı gerçekten güvenli davranışa hazırlayan bir öğrenme süreci olmaktan çıkıp, çoğu zaman belgelendirilmiş bir yükümlülüğe dönüşmektedir.

Yeni yönetmeliğin en dikkat çekici yönlerinden biri, işe başlama eğitimi kavramını ayrı ve zorunlu bir başlık olarak netleştirmesidir. Buna göre çalışan, fiilen işe başlamadan önce; yapacağı iş, kullanacağı ekipman, çalışma ortamından kaynaklanan riskler ve işyerine özgü tedbirler hakkında uygulamalı ve yüz yüze eğitim almak zorundadır. Üstelik bu eğitim her çalışan için en az iki saat olarak düzenlenmekte ve temel eğitim süresinden ayrı tutulmaktadır.

Bu tercih son derece önemlidir. Çünkü iş sağlığı ve güvenliği alanındaki temel sorunlardan biri, çalışanların çoğu zaman gerçek iş ortamıyla yeterince ilişkilendirilmeyen, soyut ve genel anlatımlarla eğitilmiş sayılmasıdır. Oysa güvenli davranışın başlangıç noktası, çalışanın ilk temas ettiği anda kendi işiyle, kendi ekipmanıyla ve kendi işyerinin somut riskleriyle yüzleşmesidir. Yönetmelik bu nedenle doğru bir noktaya temas etmektedir.

Benzer şekilde, temel eğitimin içeriğinde işe ve işyerine özgülük vurgusunun güçlendirilmesi de dikkat çekicidir. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde, eğitim içeriğinin risk değerlendirmesi dokümanı, acil durum planı, patlamadan korunma dokümanı ve diğer iş sağlığı ve güvenliği belgeleri esas alınarak hazırlanacak olması, genel geçer sunum mantığından uzaklaşılması yönünde önemli bir adımdır. Bu, yıllardır savunduğumuz temel ilkeyle örtüşmektedir:

İSG eğitimi, mevzuat maddelerinin anlatıldığı bir ders değil; işyerindeki risklerin anlaşılmasını sağlayan uygulamalı bir öğrenme süreci olmalıdır.

Yönetmeliğin bir diğer önemli yönü, uzaktan eğitim konusuna yaklaşımıdır. Son yıllarda özellikle dijital sistemlerin yaygınlaşmasıyla birlikte İSG eğitimlerinin önemli bir kısmı ekran başına taşındı. Bu, belirli ölçüde erişim kolaylığı sağlasa da beraberinde ciddi bir nitelik tartışmasını da doğurdu. Eğitimin gerçekten izlenip izlenmediği, çalışanların aktif katılım gösterip göstermediği, öğrenmenin ölçülüp ölçülmediği çoğu zaman belirsiz kaldı. Yeni yönetmelik bu alanda da önemli sınırlamalar ve koşullar getiriyor. Özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işyerlerinde işyeri ve işe özgü riskleri içeren bölümün yüz yüze verilmesinin zorunlu tutulması; ayrıca uzaktan eğitim sistemlerinde giriş-çıkış kayıtları, tamamlama oranları, ölçme-değerlendirme sonuçları ve eğitimin ileri sarma, sekme ya da kapatma yoluyla etkisizleştirilmesini önleyici teknik özelliklerin aranması, “eğitim yapılmış gibi görünme” pratiğine karşı bir cevap niteliği taşımaktadır.

Bu yaklaşım önemlidir. Çünkü iş sağlığı ve güvenliğinde asıl sorun çoğu zaman eğitim verilmemesi değil, eğitimin etkili olduğunun varsayılmasıdır. Oysa etkili eğitim ile tamamlanmış eğitim aynı şey değildir.

Bu noktada yeni yönetmelikte yer alan ölçme ve değerlendirme hükümleri ayrıca kayda değerdir. Çalışanların temel eğitim öncesi seviyelerinin belirlenmesi, eğitim sonunda ölçme ve değerlendirme yapılması, sınavlarda yüz üzerinden en az altmış puan alma şartı getirilmesi ve başarısız olanların yeniden eğitime dönmek zorunda olması, süre odaklı sistemden kısmen de olsa sonuç odaklı sisteme geçme arzusunu göstermektedir. Bu yönüyle yönetmelik, yıllardır yalnızca “kaç saat eğitim verildiği” üzerinden yürüyen tartışmayı, “çalışan ne öğrendi ve bunu uygulayabilecek mi?” sorusuna yaklaştırmaktadır.

Bununla birlikte burada temkinli olmak gerekir. Çünkü iş sağlığı ve güvenliği alanında gerçek başarı, mevzuata yeni hükümler eklenmesiyle değil, bu hükümlerin sahada nasıl yaşadığıyla ölçülür. Bir eğitim sisteminin kalitesi, ders saatlerinin artmasıyla, tutanakların çoğalmasıyla ya da sınav yapılmasıyla kendiliğinden yükselmez. Eğer işyerinde üretim baskısı, zaman darlığı, yetersiz denetim ve kâğıt üzerinde tamamlama kültürü devam ederse, en iyi düzenleme bile zamanla eski alışkanlıkların içine çekilebilir.

Tam da bu nedenle, bugün yayımlanan yönetmelik tek başına bir sonuç değil, bir başlangıç olarak görülmelidir.

Asıl soru şudur:

  • Bu yeni çerçeve sahada gerçekten bir dönüşüm yaratabilecek mi?
  • İşverenler bu eğitimi yalnızca yükümlülük olarak mı görecek, yoksa kurumsal güvenlik kültürünün parçası haline mi getirecek?
  • İSG profesyonelleri bu süreci sadece belge üretimi olarak mı yönetecek, yoksa işyerine özgü riskleri gerçekten görünür kılan bir öğrenme alanına mı dönüştürecek?
  • Denetim mekanizmaları, yalnızca belge varlığını mı kontrol edecek, yoksa eğitimin niteliğini ve etkisini de sorgulayacak mı?

Bu soruların cevabı belirleyici olacaktır.

Çünkü artık açıkça kabul etmemiz gereken bir gerçek vardır

Güvenlik belgelerle değil, davranışlarla üretilir

Eğitim katılım tutanakları, sertifikalar ve sınav sonuçları elbette önemlidir; ancak bunların değeri, ancak işyerinde daha güvenli bir davranış düzeni oluşturabildiği ölçüde vardır. Çalışan hâlâ riski tanımıyorsa, hâlâ tehlikeli davranış kalıpları sürüyorsa, hâlâ iş kazaları önlenemiyorsa, eğitim sisteminin biçimsel olarak tamamlanmış görünmesi gerçek bir başarı sayılmaz.

Bu nedenle 2 Nisan 2026 tarihli yeni yönetmelik, sadece bir mevzuat değişikliği olarak değil, aynı zamanda gecikmiş bir kabul olarak değerlendirilmelidir:

Mevcut sistemin yalnızca eğitim saatleriyle ve imza formlarıyla güvenlik üretmediği artık daha görünür hale gelmiştir.

13 Mart’ta yazdığım yazıda sorduğum soru bugün hâlâ geçerliliğini koruyor, ancak artık daha somut bir zeminde tartışılabilir hale gelmiştir:

İSG eğitimleri güvenlik mi üretiyor, yoksa ritüel mi?

Yeni yönetmelik bu soruya kendi diliyle cevap vermeye çalışmaktadır.

Verdiği mesaj nettir: Eğitim daha erken başlamalı, işe özgü olmalı, uygulamalı olmalı, gerektiğinde yüz yüze yürütülmeli, ölçülmeli ve kayıt altına alınmalıdır.

Bu doğru yönde atılmış bir adımdır.

Ancak iş sağlığı ve güvenliğinde asıl başarı, yönetmelik metinlerinde değil, atölyede, fabrikada, sahada, depoda, ofiste, kısacası çalışanın gerçek hayatında ortaya çıkar

Bir sistemin başarısı verilen eğitim saatleriyle değil, önlenen kazalarla ölçülür.

Çünkü iş sağlığı ve güvenliğinde gerçek başarı, ancak kurtarılan hayatlarla anlam kazanır.

Dr. M. Tahir Soydal
MD, PhD | Halk Sağlığı ve İş Sağlığı Uzmanı

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar (0 Yorum)
Yorum Sıralaması:

Benzer Haberler




next
Eğitim Yaşam Çevre Tarım Bursa Gunlugu Asayiş Dünya Resmi İlanlar Siyaset
Anasayfa Kategoriler YOUTUBE
ÜYE VE KÖŞE YAZARI GİRİŞİ
GİRİŞ BAŞARILI YÖNLENDİRİLİYOR
GİRİŞ BAŞARISIZ !