Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
İş Sağlığı ve Güvenliği Dernekleri Federasyonu (İSAF), 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.
04.05.2026 - 11:27
YAYINLANMA04.05.2026 - 11:27
GÜNCELLEME
Açıklamada, Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin hâlâ birçok işyerinde bir “yaşam hakkı meselesi” olarak değil, bürokratik bir zorunluluk gibi görüldüğü vurgulandı.
İSAF tarafından yapılan yazılı açıklama şu şekilde:
4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası’na bir kez daha buruk giriyoruz.
Çünkü ne yazık ki ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği hâlâ birçok işyerinde bir yaşam hakkı meselesi olarak değil; yerine getirilmesi gereken bürokratik bir prosedür, dosyalarda saklanan evrak yükü ve denetim günlerinde hatırlanan bir formalite olarak görülmektedir.
Her yıl benzer cümleleri kuruyor, benzer acıları yaşıyor, benzer ihmallerin ardından aynı soruları soruyoruz:

İş cinayetleri; denetimsizliğin, maliyet odaklı bakış açısının, yetersiz yaptırımların ve ihmaller zincirinin sonucudur.
Bugün gelinen noktada açıkça görülmektedir ki;
Bürokrasinin önemli bir kısmı sahadaki gerçeklikten uzak kalmakta, denetim mekanizmaları yeterli caydırıcılığı sağlayamamakta, iş dünyasının bir bölümü ise çalışan güvenliğini maliyet kalemi olarak görmeye devam etmektedir.
Oysa güvenlik gider değil, insan hayatına yapılan yatırımdır.
6331 sayılı kanun önemli bir adımdı. Ancak bir kanunun varlığı tek başına yeterli değildir. Kanunlar, ancak etkin denetim, güçlü yaptırım ve gerçek bir güvenlik kültürüyle anlam kazanır.
İSG Haftası; afişlerin asıldığı, iyi niyet mesajlarının paylaşıldığı sembolik bir takvim aralığı olmamalıdır.
Bu hafta;
• Vicdan muhasebesi haftası olmalıdır
• Sahaya bakma haftası olmalıdır
• Eksikleri dürüstçe kabul etme haftası olmalıdır
• Sorumluluk alma haftası olmalıdır
Buradan çağrımız nettir:
Kamu otoriteleri denetim mekanizmalarını güçlendirmelidir. İşverenler güvenliği maliyet değil zorunluluk olarak görmelidir. Meslek örgütleri ve STK’lar daha yüksek sesle konuşmalıdır. Toplum, iş cinayetlerini sıradanlaşmış haberler olarak görmemelidir.
Unutulmamalıdır: Bir çalışanın eve sağ salim dönmesi, hiçbir ekonomik gerekçeyle pazarlık konusu yapılamaz.
4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası vesilesiyle; hayatını kaybeden tüm emekçilerimizi saygıyla anıyor, artık rakamların değil yaşamın konuşulduğu bir Türkiye için ortak sorumluluğa davet ediyoruz.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir