Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
Finlandiya'nın iş sağlığı ve iş yaşamı alanındaki en yetkin kurumlarından biri olan Työterveyslaitos, Kasım 2025 araştırma derlemesini yayımladı.

Fince İş Sağlığı Enstitüsü tarafından hazırlanan raporda; iş yerine ulaşım alışkanlıklarından ruh sağlığının çalışma hayatına etkilerine, kuşaklar arası duygu yönetiminden iş verimliliği müdahalelerine kadar yedi güncel araştırmanın bulguları özetleniyor.
Finlandiya’nın iş sağlığı ve çalışma hayatı alanındaki en önemli kurumlarından Työterveyslaitos (FIOH), kasım ayına ait araştırma katsayısını yayımladı. Kurumun uzmanları tarafından hazırlanan bültende, çalışanların ruh sağlığından iş yerindeki kuşaklar arası iletişim farklarına, iş verimliliğinden sürdürülebilir ulaşım alışkanlıklarına kadar yedi farklı araştırmanın güncel bulguları paylaşıldı.
Her ay düzenli olarak yayımlanan araştırma derlemesi, hem iş dünyası profesyonellerine hem de karar vericilere, çalışma yaşamının geleceğini şekillendiren eğilimleri hızlıca takip etme imkânı sunuyor.
Bültende yer alan ilk araştırma, çalışanların işe arabayla gitme oranlarını etkileyen sosyal ve çevresel faktörleri ele aldı. 2020–2022 yılları arasında kamu sektöründe çalışan 4.464 kişi üzerinde yapılan inceleme; iş yerine kısa mesafede oturmanın, yeşil alanların az olduğu bölgelerde yaşamanın, kişinin sigara içmemesinin, yakın çevredeki araçsız hane oranının yüksek olmasının ve fiziksel aktivite düzeyinin araba kullanımını azalttığını ortaya koydu.
Araştırmacılar, işe sürdürülebilir ulaşım yöntemleriyle gitmenin hem sağlık hem de karbon emisyonu açısından önemli avantajlar sunduğunu belirtiyor.
TYÖOTE adı verilen model, çalışma kapasitesinin değerlendirilmesini güçlendirmek ve kamu-özel sağlık hizmetleri arasındaki işbirliğini geliştirmek amacıyla geliştirildi. Ancak modelin ruh sağlığı alanına uyarlanması beklenenden daha güç oldu.
Psikiyatristlerin iş süreçlerinde yaşanan teknik sorunlar, yönlendirme sistemindeki aksaklıklar ve kamu psikiyatri birimlerinin farklı örgütlenme yapıları, modelin yaygın şekilde uygulanmasını zorlaştırıyor. Araştırmacılar, modelin etkili şekilde hayata geçirilebilmesi için daha kapsamlı saha çalışmaları yapılması gerektiğini vurguluyor.
Kasım bültenindeki bir diğer başlık, iş gücü verimliliğini artırmaya yönelik uygulamaların etkisini mercek altına aldı. 29 farklı araştırmanın değerlendirildiği sistematik inceleme, müdahalelerin üretkenliği belirgin biçimde artırmadığını ortaya koydu. Yalnızca bazı girişimlerin işe devamsızlık oranlarını kısmen azalttığı, bunun da verimliliğe sınırlı bir katkı sunduğu ifade ediliyor.
Araştırma sonuçları, çalışma hayatı politikalarında verimlilik analizlerinin daha geniş veri setleriyle desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor.
Yönetici eğitim programları kapsamında yapılan bir başka araştırma ise iş yerindeki refah yönetimi uygulamalarının çoğunlukla bireysel davranışlara odaklandığını ancak sorunların büyük bölümünün yapısal zorluklardan kaynaklandığını gösteriyor. Eğitimciler ve öğrencilerin birlikte yürüttüğü çalışmalar, iş sağlığı konularındaki “slogan odaklı yaklaşımın” gerçek çalışma ortamıyla uyuşmadığını ortaya koyuyor.
Uzmanlar, çalışan refahını artırmak için örgütsel süreçlerin yeniden düzenlenmesine ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
Bültende yer alan dikkat çekici araştırmalardan biri de liderlik modelleri üzerine. Buna göre, yöneticiler ile çalışanların birlikte oluşturduğu ortak kimlik anlayışı, iş yerindeki aidiyeti güçlendiriyor, verimliliği yükseltiyor ve çalışanların kendi aralarında liderlik rolü üstlenmesini kolaylaştırıyor. Paylaşılan kimlik liderliğinin, örgüt içi yenilikçiliği ve işbirliğini artırdığı da tespit edildi.
Milyonlarca çalışanı ilgilendiren bir başka çalışma ise ruh sağlığı sorunlarının uzun vadeli iş yaşamına etkisini araştırdı. İsveç’te 5.529 kişilik ikiz veri seti üzerinden yürütülen inceleme, depresyon ve anksiyete gibi yaygın ruhsal rahatsızlıkların çalışma hayatında kesintilere yol açabildiğini gösteriyor. Yüksek eğitim seviyesinin koruyucu özelliği öne çıkarken, yalnız yaşayan bireylerde iş hayatındaki kopukluk oranının daha yüksek olduğu görüldü.
Työterveyslaitos araştırma katsayısı her ay güncel bulgularla yayımlanıyor. Kurum, iş dünyası temsilcilerini ve karar vericileri bu araştırmalardan yararlanmaya davet ediyor.
İletişim:
• Laura Salonen – Erikoistutkija
• Otto Pankkonen – Tutkija
• Päivi Lehtomurto – Viestintäpäällikkö - [paivi.lehtomurto@ttl.fi]
• Medya İletişimi: Juha Hietanen, Päivi Lehtomurto - [juha.hietanen@ttl.fi]
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir