Fikret A. için adalet buluşmalarının ilki İzmir’de gerçekleşti
12:06Afşin-Elbistan Termik Santralinde Patlama Sonrası Yangın
09:38Ankara'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti 20 işçi yaralandı
12:362025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan 2025 tarihli Meslek Hastalıkları Tavsiye Kararı, asbeste bağlı hastalıkların kapsamının genişlediğini ve bilimsel kanıtların önemli ölçüde güçlendiğini açıkça ortaya koymuştur. Söz konusu raporda; daha önce sınırlı biçimde tanınan bazı hastalıkların meslek hastalığı olarak kabulü genişletilmiş, ayrıca kolon (kalın bağırsak), rektum ve mide kanserleri asbestle ilişkili “ileride tanınması önerilen” hastalıklar listesine eklenmiştir.
Asbest, vücuda girdikten sonra sadece solunum yolunda kalmıyor; lenf yolları ve yutma yoluyla vücudun diğer bölgelerine de ulaşıyor. 2025 raporuyla netleşen tablo şudur:
Bu durum, asbest maruziyetinin yalnızca solunum sistemiyle sınırlı olmadığı; sindirim sistemi ve farklı organları etkileyen çok sayıda ciddi hastalığa yol açtığının bilimsel olarak kabul edildiğini göstermektedir. Meslek hastalıklarının tanınması bakımından bu gelişme, hem iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları hem de tazminat ve sosyal güvenlik sistemleri açısından önemli sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye açısından bakıldığında; asbest maruziyetinin halen kentsel dönüşüm, bina yıkımı, gemi sökümü, bakım-onarım, altyapı ve sanayi faaliyetleri başta olmak üzere pek çok alanda devam ettiği bilinmektedir. Buna karşın, asbeste bağlı meslek hastalıklarının tanı, bildirim ve kayıt süreçlerinde ciddi yapısal eksiklikler bulunmaktadır. Uzun latent dönemler nedeniyle ortaya çıkan kanser vakalarının büyük bölümü, mesleki nedenleri araştırılmadan değerlendirilmekte ve meslek hastalığı olarak tanınmamaktadır.
Asbest Söküm Uzmanları Derneği (ASUD) olarak bir kez daha vurguluyoruz: Asbeste bağlı hastalıklar önlenebilir niteliktedir ve bu alandaki kayıplar teknik değil, yönetimsel ve rantsal tercihlerden kaynaklanmaktadır
Türkiye'de asbestin yasaklandığı 2010 yılından önceki yapılar hala büyük risk taşıyor. Özellikle aşağıdaki alanlar denetim boşluğunun en yoğun olduğu noktalardır:
Bu çerçevede çağrımız şudur:
Mehmet Şeyhmus ENSARİ | ASUD Başkanı
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir