Dr. M. Tahir Soydal: Sıcak hava artık risk değerlendirmesine girmelidir
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
11:56KARDEMİR’de Stajyer Genç İş Kazasında Hayatını Kaybetti
10:41MASKİ Saha Personeline İSG Eğitimi
12:27Limanlarda İş Güvenliği Hayati Önem Taşıyor
23:16Niğde OSB’de Plastik Fabrikasında Yangın!
14:19Aliağa Nemport Limanı’nda Konteyner Yangını
13:44Sanayide "Çocuk İşçi" Tartışması: 8 Yaşındaki Çırak Tepki Çekti
12:56DeFacto'dan 'Küçülme' Kararı: 450 İşçi İşsiz Kaldı!
12:57Tekirdağ'da Kimyasal Kazana Düşen İşçi Hayatını Kaybetti
12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü, çocukların eğitim hakkı ve güvenli bir çocukluk geçirme hakkı için küresel bir farkındalık çağrısıdır.
Çağrı bütün çocuk işçileri kapsasada çoğunlukla kayıtlara dahi giremeyen ayrıştırılan mülteci çocuklar iş yaşamının bir parçası olmayı sürdürüyor. Türkiye’de dünyaya gelip çocukluğunu burada geçiren çocukların bugün Türkiye işçi sınıfının parçası haline geldiğini söyleyebiliriz. 2019 yılında TÜİK’in açıkladığı çocuk işçiliği raporun da mülteci çocukların yer almaması akıllara bu çocuk eğitimde olmayanların nerede olduğu sorusunu getiriyor.
Toplumda gelişen farklı ideolojilerde kendisine yer bulan yabancı düşmanlığı içerisinde ırkçılığı da besleyen yanlış olan, ama doğru kabul edilen bilgilerin yaygınlık kazanmasının nedenlerine değinmek gerek. Ücretsiz eğitim, sağlık gibi haklardan yararlandıkları ise yine sansasyonel bilgi kirliği dışında gerçeği yansıtmamaktadır. Birkaç tekil örneğin geneli bağlayıcı hükümlere varılmasında yeterli olmadığını söylemek gerek.
Araştırmalar, Suriyeli mülteci çocukların çalışma oranlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Özellikle 15–17 yaş arasındaki erkek çocukların %45.1’i, 12–14 yaş arasındaki çocukların ise %17.4’ü ücretli işlerde çalışmaktadır. Bu çocukların %97’si okula gitmemektedir. Çalışma, genellikle tarım, tekstil atölyeleri, restoranlar ve sokak satıcılığı gibi sektörlerde yoğunlaşmaktadır. Ayrıca, mülteci çocukların okula gitmelerini engelleyen dil bariyerleri, ayrımcılık ve kayıt işlemlerindeki zorluklar da önemli engeller arasında yer almaktadır.
Mülteci çocuklar, genellikle kayıt dışı ve güvencesiz işlerde çalışmaktadır. Bu durum, çocukların istismara, kötü muameleye ve iş kazalarına karşı savunmasız olmalarına neden olmaktadır. Örneğin, 2013 yılından bu yana Türkiye’de İSİG meclisinin raporuna göre son 2013 ile 2024 yılları arası 86 mülteci çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir. Bu çocukların büyük çoğunluğu Suriyeli olup, çoğu inşaat, tekstil ve tarım sektörlerinde çalışırken hayatını kaybetmiştir.
Türkiye, mülteci çocuk işçiliğini azaltmak için programlar açıklamakta ve uygulama girişimlerin de bulunmaktadır. Bunlar arasında, ailelere yönelik koşulsuz nakit transferleri ve çocukların okula devam etmelerini teşvik eden programlar bulunmaktadır. Bu tür destekler, ailelerin geçim sıkıntısını hafifletmekte ve çocukların çalışmak yerine eğitim almasını sağlamaktadır. Sivil toplum kuruluşları, mülteci çocukların eğitimine erişimini artırmak için çeşitli projeler yürütmektedir. Örneğin, Eskişehir’deki “Son Durak Çocuk İşçiliği” projesi, mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına yönelik sosyal ve eğitim desteği sunmaktadır. Benzer şekilde, Şanlıurfa’da yapılan bir araştırma, mülteci çocukların çoğunun okuldan uzak kaldığını ve güvencesiz işlerde çalıştığını ortaya koymuştur.
Mülteci çocuk işçiliği, sadece Türkiye’nin değil, tüm dünyanın karşılaştığı ciddi bir sorundur. 12 Haziran, bu sorunun çözülmesi için ancak hatırlatıcı bir görevi olabilir. Savaşların sona erdirilmesi, barışın tesis edilmesi bunun yanı sıra yoksulluğu ortadan kaldıracak ekonomik modelin merkezi, planlı, kamucu bir şekilde hayata geçirilmesi çocuk işçiliğini sona erdirecek en gerçekçi yöntemdir.
Özgür Hüseyin Akış | Araştırmacı/Yazar
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir