Fikret A. için adalet buluşmalarının ilki İzmir’de gerçekleşti
12:06Afşin-Elbistan Termik Santralinde Patlama Sonrası Yangın
09:38Ankara'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti 20 işçi yaralandı
12:362025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
Türkiye’de işçi servislerinde artan kazalar, denetimsizliğin ve servis taşımacılığının kamusal bir hizmet olmaktan çıkmasının ağır sonuçlarını ortaya koyuyor.
24.11.2025 - 14:36
YAYINLANMA24.11.2025 - 14:36
GÜNCELLEME
Yalnızca bu sabah Kocaeli, İzmir ve Konya’da meydana gelen üç ayrı servis kazasında en az 51 kişi yaralandı. Uzmanlar, yaşananların sistematik bir sorun olduğuna dikkat çekiyor.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında okul servisleri 1.674 ölümlü ve yaralanmalı kazaya karıştı. Aynı dönemde 12 bin 928 servis sürücüsüne işlem yapıldı. Servis kazaları, iş cinayetlerinin de önemli sebepleri arasında yer alıyor. İSİG Meclisi’ne göre 2024’ün ilk 10 ayında en az 391 işçi trafik kazalarında yaşamını yitirdi.

Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkan Yardımcısı Alpay Lök, servis kazalarındaki sorunların yapısal olduğuna vurgu yaptı. Lök, okul servislerinin çalışma biçiminin doğrudan eğitim sisteminin kamusal niteliğiyle ilişkili olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Avrupa’da öğrenciler yürüyerek ya da bisikletle okula gider. Amerika’da okul servisleri sadece öğrenci taşımak üzere dizayn edilmiştir. Bizde ise aynı servis gün içinde iki-üç farklı işte çalışıyor. Bu sistem kazayı da, riskleri de artırıyor.”
Lök, servislerde kullanılan donanımların da denetlenmediğini belirtti:
“‘Dur’ lambasına kimse uymuyor. Emniyet kemeri takılıp takılmadığı kontrol edilmiyor. Bunlar kazayı tamamen önlemese bile ölümleri azaltabilecek adımlar.”
Lök’e göre önlemlerin etkili olabilmesi için denetimin genişletilmesi şart:
“Kurumsal bir denetim gerekiyor. Sadece şoförü değil, servisin bağlı olduğu şirketi ve verilen iş güvenliği eğitimlerini de kontrol etmeliyiz.”
Servislerde takograf bulunmaması ve hız sınırlandırıcılarının devre dışı bırakılmasının büyük risk yarattığını söyleyen Lök, mevcut muayene sisteminin de etkisiz kaldığını ifade etti:
“Hız sınırlandırıcının devre dışı bırakılması muayenede ‘hafif kusur’ sayılıyor. M2-M3 sınıfı servis araçlarında çarpışma önleyici düzenekler fabrika çıkışı var ancak bunlar bile kapatılıyor. Muayenede kontrol edilmiyorsa bu muayenenin amacı nedir?”

İçişleri Bakanlığının 2030 hedeflerine göre Türkiye’nin trafik kazalarındaki can kaybını 2020’ye kıyasla yarıya indirmesi gerekiyordu. Ancak tablo tam tersini gösteriyor. Lök, geçen yıl trafik kazalarında 6 bin 350 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak hedeflerin gerçekleşmediğini vurguladı.
Uzmanlara göre, sistem köklü biçimde değiştirilmediği sürece servis kazaları hem işçilerin hem de öğrencilerin hayatını tehdit etmeye devam edecek.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir