Fikret A. için adalet buluşmalarının ilki İzmir’de gerçekleşti
12:06Afşin-Elbistan Termik Santralinde Patlama Sonrası Yangın
09:38Ankara'da maden ocağında göçük: 1 işçi hayatını kaybetti 20 işçi yaralandı
12:362025 SGK verileri açıklandı: İş kazalarında artış devam ediyor
04:58Bakan Işıkhan müjdeyi verdi: İsg harcamalarında kamu modeli geliyor!
11:44Tuzla’da çakmak fabrikası alevlere teslim oldu
Erzincan’ın İliç ilçesinde 9 işçinin hayatını kaybettiği Çöpler Altın Madeni faciasına ilişkin davada, bilirkişi tarafsızlığına yönelik ciddi bir iddia gündeme geldi.
13.04.2026 - 11:07
YAYINLANMA13.04.2026 - 11:07
GÜNCELLEME
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda imzası bulunan bir profesörün, davanın sanığı konumundaki şirketle ticari ilişkisinin bulunduğunun ortaya çıkması yargılama sürecine gölge düşürdü.
Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden davada yaşanan gelişme, kamuoyunda “bilirkişi tarafsızlığı” ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesi konularında yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Dava dosyasına sunulan son bilirkişi raporunda imzası bulunan Prof. Dr. Zafir Ekmekçi’nin, faciadan sorumlu tutulan Anagold Madencilik ile ticari ilişkisi olduğu iddia edildi.
Ekmekçi’nin kurucusu ve müdürü olduğu Hacettepe Mineral Teknolojileri Ltd. Şti.’nin referans listesinde, Anagold Madencilik ve alt yüklenici Çiftay firmalarının yer aldığına ilişkin belgelerin ortaya çıkması, bilirkişinin tarafsızlığı konusunda soru işaretlerine neden oldu. Hukuk çevreleri, bilirkişinin daha önce hizmet verdiği bir şirket hakkında rapor hazırlamasının, usul hukuku açısından “bilirkişinin reddi” gerekçesi oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
Faciaya ilişkin teknik değerlendirmelerde, özellikle “saha su dengesi” yönetimi kritik başlık olarak öne çıktı. Şirket içi sunum belgelerinde, su yönetiminden sorumlu ismin Ali Sert olduğu görülmesine rağmen, bilirkişi raporunda bu ismin sorumlular arasında yer almaması dikkat çekti. Belgelerde, Ali Sert’in talimatları doğrudan şirket yönetiminden aldığı belirtilirken, bazı kritik sorumlulukların alt kademe çalışanlara yüklenmeye çalışıldığı yönündeki iddialar tartışmaları derinleştirdi.
Öte yandan mahkemenin şirketin yönetim şemasını talep etmemesi ve bazı dijital delillerin dosyaya yansımaması, delil karartma ihtimali iddialarını gündeme taşıdı.
Davanın ilk aşamasında hazırlanan raporun ardından mahkeme heyeti başkanı ve bir üyenin görev yerlerinin değişmesi dikkat çekmişti. Yeni heyet başkanının duruşmadan kısa süre önce bir milletvekiliyle gerçekleştirdiği ziyaretin kamuoyuna yansıması üzerine, mağdur ailelerinin avukatları tarafından reddihakim talebinde bulunulduğu öğrenildi.
Bu gelişmeler, yargılama sürecinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda tartışmaların artmasına neden oldu.
Savcılık tarafından mahkemeye sunulan mütalaada, facianın öncesinde risk uyarılarının yapıldığı ancak gerekli önlemlerin alınmadığı vurgulandı. Radar cihazlarının kritik seviyede uyarı vermesine rağmen sahada tahliye kararının alınmaması, olayın “bilinçli taksir” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği görüşünü güçlendirdi.
Savcı, hayatını kaybeden işçi sayısının çokluğu nedeniyle cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak üst sınıra yakın verilmesini talep etti.
Savcılık mütalaasında, aralarında üst düzey yöneticilerin de bulunduğu 13 sanık hakkında hapis cezası istendi. Şirketin Türkiye’deki en yetkili isimlerinden biri olan operasyon yöneticisi için 24 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, diğer sanıklar için 22 yıl 6 aya kadar ceza öngörüldü. Buna karşılık, aralarında şirket yöneticilerinin de bulunduğu 24 sanık hakkında ise beraat talebinde bulunuldu.
Facianın ardından maden sahasının el değiştirmesi ve yeniden faaliyete açılması planları da davanın arka planında tartışılan başlıklar arasında yer aldı.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir