Sağlık kuruluşlarının tehlike sınıfı tartışması: BİGDER'den uyarı
Bursa İş Sağlığı ve Güvenliği Derneği (BİGDER), sağlık kuruluşlarının “Çok Tehlikeli” işyerleri sınıfından çıkarılarak “Tehlikeli” sınıfa alınmasına yönelik girişimlere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptı.
Dernek tarafından hazırlanan raporda, söz konusu değişikliğin hem iş sağlığı ve güvenliği hem de halk sağlığı açısından ciddi riskler barındırdığı vurgulandı. BİGDER, son dönemde kamuoyuna yansıyan düzenleme girişimlerinin bilimsel temelden yoksun olduğunu belirterek, sağlık hizmetlerinin doğası gereği yüksek risk barındırdığını hatırlattı.
Sağlık kuruluşlarında riskler devam ediyor
Derneğin açıklamasında, sağlık kuruluşlarının çok sayıda risk faktörünün aynı anda yönetildiği karmaşık çalışma alanları olduğu ifade edildi. Biyolojik riskler (virüs ve bakteriler), kimyasal maruziyetler (ilaçlar ve dezenfektanlar), fiziksel etkenler (radyasyon), psikososyal riskler (şiddet ve yüksek stres) ile ergonomik sorunların sağlık çalışanlarının günlük çalışma yaşamının ayrılmaz bir parçası olduğu belirtildi.
Raporda, bu risklerde bilimsel olarak kayda değer bir azalma yaşanmadığına dikkat çekilerek, tehlike sınıfının düşürülmesinin mevcut risklerin göz ardı edilmesi anlamına geleceği kaydedildi.
Tehlike sınıfı düşerse İSG standartları gerileyecek
BİGDER’in değerlendirmesine göre, sağlık kuruluşlarının “Tehlikeli” sınıfa alınması halinde mevzuat gereği iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında ciddi gerilemeler yaşanacak.
Bu kapsamda;
-
Çalışanların almak zorunda olduğu yıllık İSG eğitim sürelerinin yaklaşık yüzde 25 oranında azalacağı,
-
İş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimlerinin çalışan başına ayırmakla yükümlü olduğu sürelerin kısalacağı,
-
Risk analizlerinin niteliğinin düşeceği,
-
Meslek hastalıklarının erken teşhisinde kritik rol oynayan periyodik sağlık muayenelerinin seyrekleşeceği vurgulandı.
Dernek, bu durumun iş kazaları ve meslek hastalıklarının artmasına zemin hazırlayacağı uyarısında bulundu.
Pandemi deneyimi hatırlatması
Açıklamada, yakın geçmişte yaşanan küresel salgın sürecine de dikkat çekildi. Sağlık kuruluşlarının kriz dönemlerinde sistemin en kritik unsuru olduğunun altı çizilerek, sağlık çalışanlarının koruyucu mekanizmalarının zayıflatılmasının olası yeni krizlerde sağlık sisteminin direncini ciddi biçimde azaltabileceği ifade edildi.
“Asıl gerekçeler açıkça ortaya konulmalı”
BİGDER, sağlık kuruluşlarının tehlike sınıfı değişikliği talebinde öne sürülen gerekçelerin ikna edici olmadığını savundu. Eğer maliyetlerin azaltılması veya idari yüklerin hafifletilmesi gibi nedenler söz konusuysa, bu başlıkların açık ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiği belirtildi.
Dernek açıklamasında, söz konusu düzenlemenin;
-
Uluslararası İSG standartlarından sapmaya yol açacağı,
-
İş kazası ve meslek hastalığı riskini artıracağı,
-
Sağlık çalışanlarının iş güvenliği algısını zayıflatacağı,
-
Uzun vadede iş gücü kaybı, hizmet kalitesinde düşüş ve ağır idari yaptırımlar doğurabileceği ifade edildi.
ILO sözleşmelerine aykırı uyarısı
BİGDER, sağlık kuruluşlarının tehlike sınıfının düşürülmesinin, Türkiye’nin taraf olduğu ILO C155 ve ILO C187 sözleşmeleriyle bağdaşmadığını vurguladı. Açıklamada, kurumsal sürdürülebilirliğin maliyet odaklı yaklaşımlarla değil, “önce insan” ilkesine dayalı, güvenli çalışma ortamlarıyla mümkün olduğu kaydedildi.