Gündem > Eskişehir Şeker Fabrikasında nakliyeciler iş durdurdu

Eskişehir Şeker Fabrikası’na pancar taşıyan nakliyeciler; mazot, lastik, bakım ve sanayi giderlerindeki artışa rağmen nakliye ücretlerinin maliyetleri karşılamadığını belirterek taşıma yapmayı bıraktı. Normal koşullarda günde 500-600 kamyon pancarın fabrikaya girdiğini söyleyen nakliyeciler, bu sayının şu anda 20-30 kamyona kadar düştüğünü, pancar girişinin 8 bin tondan 1,5 bin ton civarına gerilediğini anlattı. Düşük giriş nedeniyle fabrikanın elindeki son pancarı işlediğini ve üretimin kısa süre içinde durabileceğini belirten nakliyeciler, sorunun çözülmesini talep ediyor.

Nakliyecilere yönelik baskının arttığı belirtilirken, işyeri sorumlularından şefin bir nakliyeciye “Greve gitmişsiniz, yaptığınız vatan hainliğine girer” dediği aktarıldı. Amir ve müdürlerin telefonla arayarak çiftçileri çalışmaya ikna etmeye çalıştığını söyleyen nakliyeciler, çiftçiler ile karşı karşıya getirilmeye çalışıldıklarını ancak çiftçilerin de kendilerine destek verdiğini belirtti. Fabrika içinde yapılan basın açıklamasına çiftçiler ve nakliyeciler birlikte katılarak kendilerini karşı karşıya getiren uygulamalara tepki gösterdi.

Alpu’dan hem pancar üreticisi hem de nakliyeci olan Süleyman Yıldız, yaşananların yalnızca nakliye ücretleriyle açıklanamayacağını, üreticinin de yıllardır benzer bir sıkıştırmayla karşı karşıya bırakıldığını söyledi. Türkşeker’in zaman içerisinde üreticinin elindeki kazanımları azalttığını anlatan Yıldız, daha önce avans ve küspe ödemelerinin daha yüksek ve öngörülebilir olduğunu, bugün ise gübre parasından küspeye kadar birçok kalemde üreticinin gelirinin düşürüldüğünü belirtti.

Üretici maliyet baskısından şikayetçi

Üreticinin en temel sorununun ise aylarca emek verdikten sonra ürününün fiyatını dahi bilememesi olduğunu vurguladı.“On ay üretim yapıyorum, sezon geliyor, daha pancarımın kaç para olduğunu bilmiyorum” sözleriyle tepki gösteren Yıldız, üreticinin fiyat, ödeme zamanı ve gelir konusunda hiçbir güvenceye sahip olmadığını söyledi. Türkşeker’in “sözleşmede bu var” diyerek üreticinin itirazlarını geçiştirdiğini belirten Yıldız, sözleşmelerin bugünün koşullarını karşılamadığını, yıllardır değişmeden uygulanan bu düzenlemelerin yenilenmesi gerektiğini belirterek, “O sözleşme 1950’lerin, 1930’ların sözleşmesi. Bırakalım bunları, yenileyelim artık. Kaçıncı yüzyıldayız?” diye tepki gösterdi.

Yıldız, çiftçinin karşı karşıya kaldığı tabloyu “kölelik” olarak tanımlayarak, “Biz bu sistemde köleyiz, hiçbir söz hakkımız yok” ifadelerini kullandı. Fabrika içerisindeki lokalin kullanımına dair de tepki gösteren Yıldız, üreticinin yemek yiyip çay içebileceği bu alanların ticari bir gelir kapısına dönüştürülmemesi gerektiğini söyledi. Lokal üzerinden rant yaratılmasına karşı olduğunu belirten Yıldız, üreticinin burada uygun koşullarda yemek yiyebilmesi ve dinlenebilmesi gerektiğini belirterek, “Buradan rant olmaz. Bize yemeğimizi, çayımızı en kaliteli şekilde vermeye çalışın” dedi.

Nakliye ücretleri maliyetleri karşılamıyor

Artan maliyetlerin nakliyeciyi de aynı noktaya getirdiğini belirten Yıldız, geçen sezon 40-45 lira seviyesinde olan mazotun bugün 100 liraya dayandığını, buna karşılık nakliye ücretlerindeki artışın maliyetleri karşılamadığını söyledi. Lastik, bakım ve sanayi masraflarının da sürekli arttığını belirterek nakliyecinin kazancının giderlere yetişmediğini anlattı. ROPA taşımacılığında fiyat belirlenirken kısa sürede karar alınabildiğini, nakliye ücretlerinde ise nakliyecilerin masaya çağrılmadığını söyleyen Yıldız, fiyatların üretici ve nakliyecilerin katıldığı bir masada belirlenmesi gerektiğini vurguladı. Üretici ile nakliyecinin aynı ekonomik baskının altında olduğunu, fabrika yöneticilerinin iki kesimi karşı karşıya getirmek yerine sorunun kaynağıyla yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Fabrika yöneticilerinin köy köy gezerek çiftçileri pancar sökmeye çağırdığını söyleyen Yıldız, “Biz birbirimizin düşmanı değiliz” mesajı verdi. Ziraat odası yöneticilerinin ise üreticinin yanında görünmediğini söyleyerek, yöneticilerin en azından gelip sahadaki insanlarla konuşmasını istedi: “Biz sadece para istemiyoruz. Bir gün yanımızda olun, derdimizi dinleyin.”

 

Fotoğraf: Berivan Özkara/Evrensel

Fotoğraf: Berivan Özkara/Evrensel

 

"Çalıştıkça borçlanıyoruz"

Nakliyecilerden Gökhan Türk de mevcut koşullarda çalışmanın kendisini sürekli borçlandırdığını söyledi. Beş yıldır bu işi yaptığını belirten Türk, yaklaşık 200 milyar borca girdiğini, mazot ve sanayi giderlerinin karşılanamaz hale geldiğini anlattı. 30-35 ton pancar taşıdığı bir seferin sonunda elinde kalan paranın giderleri karşılamadığını, bir kamyonun yağ ve bakım masrafının 30-40 bin liraya ulaştığını, yalnızca bu masrafı karşılamak için yaklaşık beş kamyon pancar taşımak gerektiğini söyledi. 

Geçim yükünün yalnızca işyerinde kalmadığını, kira, borç ve çocukların masraflarıyla birlikte büyüdüğünü anlatan Türk, çocuklarının okula başladığını ancak cebine harçlık koyamadığını, çalıştıkça borçlandığını ve mevcut koşullarda nakliye yapmanın kendisini daha da çıkmaza sürüklediğini ifade etti. Düzenli geliri ve sosyal güvencesi bulunmadığını belirterek, “40 yaşına geldim, bir gün sigortam yatmadı” dedi.

“Ortak noktada buluşalım”

Nakliyeciler, talepleri karşılanana kadar taşıma yapmayacaklarını söylerken, fabrikaya giren pancar miktarının mevcut haliyle üretimi sürdüremeyeceğini belirtiyor. Taleplerinin çalışmamak değil, insanca çalışabilecekleri koşulların sağlanması olduğunu vurgulayan nakliyeciler, nakliye ücretlerinin maliyetler dikkate alınarak yeniden belirlenmesini ve karar süreçlerine dahil edilmeyi istiyor. Yıldız’ın çağrısı ise ortak bir çözüm için masaya oturulması: “Biz illa şu para olsun demiyoruz. Gelsinler, ortak noktada buluşalım. Çiftçinin olduğu, nakliyecinin olduğu bir masa olsun. Bu işi hep beraber çözelim.”